Şimdi arkadaşlar, Fenerbahçe yıllar sonra bir Şampiyonlar Ligi'ne döndü diye havalara girdi, sevincinden uçuyordu. 'Oh be!' dedik, 'Yine devlerle kapışacağız!' Kura çekildi, birinci torbadan Liverpool'u çekti. Tamam, zor kura dedik, dişimize göre değil belki ama futbolda her şey olur... derken, Liverpool 'Durun bakalım, bu daha başlangıç!' dedi herhalde!
Bizim transfer döneminin bitmesine ramak kala, Fabrizio Romano'nun o meşhur 'Here we go!' fısıltısı duyuldu. Kim geldi dersiniz? PSG'den Bradley Barcola! Hem de ne geliş! Liverpool, kasayı açmış, muslukları sonuna kadar kısmamış, bildiğin patlatmış! 106 milyon euro bonservis, üzerine bir de 17 milyon euro bonus... Yani toplamda bir değil, iki değil, neredeyse üç küçük Anadolu takımının bütçesi kadar para Barcola'ya gitmiş. Helal olsun Liverpool, cebinde akrep yok belli ki!
Şimdi sen durup dururken, Şampiyonlar Ligi'nde ilk maçını oynayacak Fenerbahçe'ye karşı böyle bir transfer yapıyorsan, bu direkt bir mesajdır arkadaş! 'Biz size karşı hazırlık yaparken, dünyanın parasını harcıyoruz, haberiniz olsun!' mu demek istiyorlar, nedir? Yoksa Barcola'yı sırf Fener savunmasını çıldırtmak için mi aldılar? Bilemiyoruz tabii, ama bizimkiler antrenmanlarda herhalde Barcola'nın 123 milyon euroluk kramponlarına nasıl basılacağını falan çalışırlar artık! Şaka bir yana, Fenerbahçe'nin işi zordu, şimdi bir tık daha 'paralı' bir zorluk eklendi desek yeridir. Hadi bakalım, hayırlısı olsun bu paralar!