Yeni transfer Ernest Poku, Beşiktaş'a adım atar atmaz ilk röportajını vermiş. Bizim Poku diyor ki, "Vay arkadaş, her şey ne kadar hızlı oldu!" Sanki kendisi bu işin içinde değilmiş gibi, bir sabah uyanmış da "Aaa, ben Beşiktaş'a transfer olmuşum!" demiş gibi bir haller. Neyse ki kendisi mutluymuş, zaten aksi olsa neden gelsin değil mi? Mutluluktan uçar gibi, "Başlamak için sabırsızlanıyorum!" diye coşmuş.
Şimdi gelelim asıl mevzuya: Bu çocuk neden Beşiktaş'ı seçti? Biliyorsunuz bu soruya futbolcuların hazır cevapları vardır, Poku da geleneği bozmamış. "Taraftarların etkisi ve ligin rekabetçi olması!" demiş. Vallahi bravo Poku, keşke bir de "Daha çok para, daha güzel şehir, güneşli hava" falan deseydin de şaşırsaydık. Ama yok, bizimkisi tam bir profesyonel, "Oyun tarzıma da çok uyuyor," diye eklemeyi unutmamış. E haklısın, şimdi Bayer Leverkusen'in o "rekabetçi" Bundesliga'sından sonra Türkiye Ligi'nde bambaşka bir rekabet bulacak tabi.
Bir de şu havaalanı mevzusu var. Poku'yu gecenin bir yarısı havaalanında karşılamaya binlerce taraftar gitmiş, bizim genç şok olmuş. Hani sanki Beşiktaş taraftarı hiç böyle şeyler yapmazmış gibi! Ne yani, sanmış ki kimse onu tanımayacak, taksiye atlayıp oteline gidecek? Yok öyle yağma Poku! Sevgi gösterilerine "karşılık vermek" istemiş, umarız sahada da verir bu karşılığı. Hedefleri de hazır: "Daha iyi bir oyuncu olmak, takıma yardım etmek, gol atıp asist yapmak..." Klasik ama etkili cümleler. Hadi bakalım Poku, lafta kalmasın, sahada da görelim bu "tarz"ı!