Arkadaşlar, Rıdvan Hoca yine döktürmüş! Hani şu bildiğimiz, maçları analiz ederken sanki yan masadan tüyolar alan Rıdvan Dilmen var ya, işte o. Fenerbahçe'yi masaya yatırmış, elinde fincan, 'Yüzde 90 Talisca gidiyor!' diye bas bas bağırmış. Sanki falına bakmış da, Talisca'nın çay bardağında 'yeni bir sayfa aç' yazmış gibi. Ya gidecekmiş, ya da o malum yabancı kuralına 'eyvallah' diyecekmiş. Vay anasını, bu kadar kesin konuşmak için ya Rıdvan olmak lazım ya da Talisca'nın menajeri! Bize de şapka çıkarmak düşer, bu kadar kesinlik karşısında... Hatta Talisca'nın bavulunu toplamaya başladığını da sanki kendisi görmüş gibi anlattı.
Tabii Rıdvan Hocamız, İsmail Kartal'ı da unutmamış. Demiş ki, 'Ben hissediyorum, görüyorum, İsmail de benim gibi Taliscacı!' Yahu, adam oyuncuyu oynatıyor diye Taliscacı mı oluyor? O zaman ben de her gün kahve içiyorum diye barista mıyım? Mantık yürütme seviyesi Rıdvan Dilmen standardında diyelim biz ona. Bi de Semedo var, zavallı bas bas bağırıyormuş 'Beni yollamayın!' diye. Sanki Fener yönetimi duyacak, sanki karar masası orada kurulacakmış gibi. Komik haller, sanki bir tiyatro sahnesindeyiz mübarek.
Sonra ne mi demiş? 'Kolay karar değil yani, Allah yardımcısı olsun diyelim, kulüp için de aynı şey geçerli.' Vallahi Rıdvan Hoca, bu kadar net konuşup sonra 'Allah yardımcısı olsun' demek, biraz 'ben kehanetimi yaptım, sonrası beni bağlamaz' demek gibi. Kime yardım etsin Allah? Talisca'ya mı yeni takım bulması için? İsmail Hoca'ya mı oyuncu yollama kararı verirken vicdan azabı çekmesin diye? Ya da kulübe mi, transfer piyasasının çetrefilli yollarında kaybolmasın diye? Bence en çok Rıdvan Hoca'nın bu enteresan yorumlarını çözmeye çalışan biz taraftarlara yardım etsin! Zor iş vesselam.