Alo, kahvehanenin müdavimleri! Geçen TFF yine bir 'son dakika' düdüğü çaldı, sandık ki tüm sır perdesi aralanacak, Süper Lig'de 4. hafta programı komple açıklanacak. Güzel güzel, diğer takımlarımız kiminle, ne zaman oynayacak belli oldu. Eyvallah, buna da şükür dedik. En azından kimin, kiminle kapışacağı, haftanın bombası mı, fiyaskosu mu olacağı az çok belli oldu. Diğer takımlarımız da rahat bir nefes almıştır herhalde, 'Oh be, bize de sıra geldi' diye.
Ancak gelin görün ki, bu açıklamanın da bir 'ama'sı, bir 'lakin'i, bir 'iki gözümün çiçeği' detayı varmış! Meğerse, o bizim şanlı Galatasarayımız ve Fenerbahçemiz'in maç tarihleri için durum biraz farklıymış. TFF diyor ki, 'Durun bakalım gençler, siz hemen topa girmeyin. Önce bir UEFA, Şampiyonlar Ligi fikstürünü açıklasın. Ondan sonra biz de bu iki güzide ekibimize bir gün, bir saat buluruz herhalde!' Yani anlayacağınız, bizim ligdeki en büyük takımların kaderi, yine UEFA'nın merhametine kalmış. Sanki ilk kez Şampiyonlar Ligi'ne katılıyorlar, değil mi? Hani bu durum için 'öngörülebilirlik' diye bir kavram vardı?
Şimdi ben mi yanlış anladım, bizim Süper Lig'in mi patronuyuz, yoksa UEFA'nın alt ligi miyiz? Hani derler ya, 'büyük balık küçük balığı yutar' diye, bu sefer de 'büyük lig küçük ligi yönetir' olmuş. Bizim TFF de uslu uslu oturup UEFA'nın açıklamasını bekliyor. Vallahi ben bu 'önce uluslararası, sonra yerel' anlayışına şaşırmıyorum artık. Ne diyelim, o mübarek Şampiyonlar Ligi fikstürü ne zaman düşer de, bizim devler de ne zaman sahaya çıkacağını öğrenir, bekleyelim görelim. Hadi bakalım, herkese iyi seyirler, tabi maç tarihleri netleşirse!