Arkadaşlar, biliyorsunuz Galatasaray'ın gözü kulağı bir süredir Senegal'den gelen rüzgarda, yani sevgili Ismaila Sarr'daydı. Kanatlara şöyle bir roket takalım, uçuralım dediler, listelerinin başına da Sarr'ı yazmışlardı. Hatta öyle bir ısrar vardı ki, taraftar 'Sarr, Sarr!' diye yatıp kalkıyordu neredeyse. Tamam, kabul, 28 yaşında ama hızı, çevikliği falan derken tam da o aranan kanat profiliydi hani... Herkes 'İşte bu, bu sefer olacak!' derken, işin rengi bir anda değişiverdi. Malum, futbolda aşk varsa da, cüzdanın sesi çoğu zaman daha gür çıkıyor.
Bizim Aslanlar 'Acaba nasıl yapsak, nereye kadar zorlasak' diye düşünürken, sahneye kim çıktı dersiniz? Minteh transferinden bir sonuç alamayan, eli boş dönen (!) Liverpool! Sanki kadrosunda hiç hızlı oyuncu yokmuş gibi, 'durun ben de bir bakayım' edasıyla daldılar konuya. Anladınız mı, Premier Lig devinden bahsediyoruz, öyle bizdeki gibi 'bonservisi şu kadar, indirim yapar mısın' pazarlıklarına pek girmeyen cinsten. Onlar biraz daha... direkt konuya girenlerden.
Ve beklenen oldu tabii. Fabrizio Romano'nun çaktığı habere göre, Liverpool 'bu iş böyle olmaz' dedi ve masaya tam 50 MİLYON STERLİN gibi bir rakamı boca etti! Evet, yanlış duymadınız, elli milyon sterlin. Bizim Galatasaray'ın Crystal Palace'a sunduğu o iki teklifin, o narin bonservis pazarlıklarının adeta bir lise defteri notu gibi kaldığı bir anda, kırmızılar fişi çekti. Palace da haliyle, 'bu parayı reddedenin aklı başında değildir' diyerek bizim teklifleri kibarca geri çevirmiş oldu.
Eee ne diyelim, Liverpool'a hayırlı olsun. Galatasaraylı kardeşlerimize de 'bir sonraki durakta umut var' diyerek teselli edelim bari. Gönül isterdi ama cüzdanın sesi bazen kalbin sesini bastırıyor işte... Sarr'ın rüyası, şimdilik Anfield'a doğru yola çıktı gibi görünüyor.