Şimdi bu Dominik Livakovic mevzusu var ya, tam bir futbol komedisi arkadaşlar. Hani bazı oyuncular vardır, bir kulübe gelir, gider, tekrar gelir... Ama bu arkadaş level atlamış! Habere göre Fenerbahçe'den ayrılmış, hem de öyle boş gitmemiş, 2 milyon euro bonservis, üstüne bir 2 milyon da bonus bırakmış kasaya. Eline sağlık! Sonra hop, doğru Barcelona'ya! Dedik 'Helal olsun be, adam devler ligine attı kendini!' Ama durun, daha yeni başlıyor asıl film. Bu çocuk zaten geçen sezonun ilk yarısını Girona'da, ikinci yarısını Dinamo Zagreb'de geçirmiş, belli ki rotalar arası seyahat etmeyi seviyor.
Neyse efendim, Barcelona'ya gidecekmiş, sağlık kontrolünden geçecekmiş, 4 yıllık imzayı basacakmış falan filan. Her şey çok normal görünüyor değil mi? Ta ki o son cümleleri okuyana kadar: "Tecrübeli kalecinin Dinamo Zagreb'e kiralanması ve 2027 yazında Barcelona'nın 2. kalecisi olarak kadroya dahil edilmesi gündemde." Yani adam formayı giymeden, antrenmana çıkmadan "Hop bakalım kardeşim, bir Zagreb turu daha yap, sonra belki 2027'de uğrarsın bize" demişler. Resmen "Barcelona'da kaleciyiz" diye hava atıp, "Ama maçları televizyondan izliyorum" diyecek hali var.
Vallahi Livakovic'in menajeri bu işi nasıl bağladıysa helal olsun. Sanki adama kariyer değil de bir tur paketi satmışlar: "Barcelona tatili dahil, ama konaklama Zagreb'de, dönüş 2027'de!" Futbol dünyası böyle ilginç transferlere alışık da, bu kadar organize bir 'gelmeden gitme' durumu pek görülmez. Fenerbahçe de 4 milyon euroyu cebine koymuş, Livakovic'e "Yolun açık olsun, bir daha ki sefere direkt Barcelona'ya gitmek istersen yine bekleriz" der gibi olmuş. Bu gidişle Livakovic'in pasaportunda Barcelona vizesi var ama giriş çıkış damgası Dinamo Zagreb olacak!