Kardeşim, ne maçmış be! Aston Villa deplasmanda Brighton'dan tam 4 tane yemiş, üstüne bir de 10 kişi kalmış. Teknik direktör Unai Emery de maç sonu resmen "duygusal olarak dağıldık" demiş. Hani derler ya, "Moralimiz bozuldu" falan, Emery olayı resmen yeni bir seviyeye taşımış: Duygusal çöküş! Hoca, "İlk 15 dakika fena değildik" diye başlamış, sanki kalan 75 dakikayı başka bir takım oynamış. E hatalar, goller üst üste gelince, bir de kırmızı kart çıkınca, duygusal bağlar kopmuş anlaşılan.
Ama asıl olay ne biliyor musun? Suudi ekibi Al Hilal'in 45 milyon sterlinle peşinde koştuğu, o gün de forma giymeyen Ollie Watkins meselesi. Muhabirler ısrarla sormuş, "Watkins niye oynamadı, oynamayı mı reddetti?" diye. Emery de topu taca atmakla kalmamış, saha dışındaki menajere pası yollamış: "Bu soru onun için, cevap veremem. Onu veya menajerini arayabilirsiniz, onlar cevap verir." Yahu dört yıldır beraber çalıştığın, takımın golcüsü olan adam hakkında sen bilmiyorsun da, biz gazeteci milletini telefon faturasına mı sokacaksın şimdi? Resmen "Beni karıştırmayın" demeçleri havada uçuşmuş.
Hatta biri daha da ileri gitmiş, "Dört yıldır berabersiniz, kendinizi yarı yolda bırakılmış hissediyor musunuz?" diye sormuş. Emery'nin cevabı yine aynı nakarat: "Bu soruyu sadece kendisi açıklayabilir, ben yapamam." Sanki Watkins'le değil, yeni tanıştığı biriyle alakalı konuşuyor! Anlayacağın, Emery hem sahada aldığı ağır darbeyi sindirmeye çalışmış, hem de Watkins krizini kimseye bulaştırmadan savuşturmaya çalışmış. En son da kırmızı kartı ağır bulsa da, "Sorumlu biziz, şimdi çözümler bulmak, transfer dönemini kapatmak benim işim" diyerek topu biraz kendine almış, ama Watkins pasını affetmemiş. Hakikaten zor iş bu teknik direktörlük, hem yenilgiyi anlat, hem kaçak oyuncuya sahip çık... Zor iş!