Yahu ne maç izledik be! Samsunspor deplasmanında 0-0 berabere kalmış Fenerbahçe. Berabere kalmış diyorum ama sanki maçı zorla, dişimizi sıkıp 0-0 kazanmışız gibi bir hava var ortada. "Bir puanı kazandı" diyorlar. Kime, neye? Maçı izleyenlere kaybettirdiğimiz 90 dakikayı kim geri verecek Allah aşkına? Gürcan Bilgiç bile "Kimse 'fight' demedi mi?" diye isyan etmiş, haklı da. Sanırım maçtan önce oyuncuların çayına uyku ilacı atmışlar, sahada gezen ruhlar gördük. Hızlı hücum yerine geri pas, pres yerine pinekleme... Resmen seyirciyi test etmişler, 'Bakalım buna da dayanabilecekler mi?' diye.
Ömer Üründül bile "İlk 11 hataydı" diye feryat etmiş, ki kendisi kolay kolay coşmaz. Haklı da adam. Talisca, Szymanski, Asensio... Sahada top dolaştırmak yerine kendilerini dolaştırmışlar resmen. Ama durun, bir de "çağdaş santrafor tanımına tepki olarak doğmuş bir adam" dedikleri En-Nesyri var! Valla bu arkadaş bildiğin sabotajcı gibiydi. Bomboş arkadaşına vermesi gereken topu, kaleye geri pası gibi atmış. Sanki ligin zirvesinde puan kayıpları olmasın diye özel olarak gönderilmiş, gizli görevde. Hoca da çareyi ikinci yarıda üç oyuncu değiştirmekte buldu ama ne çare! Sanki bilgisayar oyununda 'reset' tuşuna basmış gibiydi, değişen bir şey olmadı. Faik Çetiner de "Vurdumduymaz Fenerbahçe" demiş, "kargalar bile güler" diye bitirmiş. Haklı, kargalar bile bu performansa güler, sonra da acır.
Neyse ki maçta bir kahramanımız vardı: Genç kaleci Tarık Çetin! Ederson sakatlanınca kaleye geçmiş, maçın en iyisi seçilmiş. Takımın en iyisi kaleci olunca, gerisini siz düşünün artık. Samsunspor, bırakın Fenerbahçe'den daha yorgun olmayı, sanki haftalarca dinlenmiş de özel antrenman yapmış gibiydi. 3-4 gol atması gereken maçı gol atamadan bitirmişler, ne diyelim, şanslıyız! Serkan Akcan'ın dediği gibi 'kayıp oyun' değil, bildiğin 'kayıp takım' vardı sahada. Şimdi Tedesco düşünsün, milli araya girdik. Sorun fiziksel mi, mental mi? Yoksa hem fiziksel hem mental hem taktiksel mi? Ama Uğur Meleke'nin de dediği gibi, Ocak'ta forvet takviyesi şart gibi duruyor. En-Nesyri'yi uzaya fırlatıp oradan santrafor aramaya başlasak daha erken buluruz belki!