Ya şu bizim Okan Hoca var ya, tam bir satranç ustası mübarek! Erzurumspor maçı öncesi bir baktık, geçen hafta top koşturan, pozisyonlara giren Leroy Sane kulübede. Millet bir şaşırdı tabii, 'Ne iş?' dedi. Okan Hoca da hemen mikrofonu kaptı, bildiğiniz üzere, 'Efenim, Sane'yi dinlendiriyoruz, yedekte bekletip sonradan oyuna sokacağız,' demeye getirdi. Anladık ki, Erzurum'un o meşhur yüksek rakımında, Sane'nin ciğerlerine torpil geçilmiş!
Hoca diyor ki, 'Geçen hafta yedekten oyuna sokacak adam bulmakta sıkıntı yaşadık.' Vay anasını! Sanki dünya futbolunda yedek kulübesi diye bir şey yeni keşfedilmiş gibi! Sane geçen hafta gayet iyiymiş, pozisyonların içinde falan, ama olsun, bu hafta Lemina ve Sara ile 'macera' başlayacak. Neden mi? Çünkü Okan Hoca'nın derin futbol felsefesinde, bazen en iyi oyuncunu yedekte tutmak, rakipleri dumur etmenin en akılcı yolu. Ya da Erzurum havası ağır gelir diye, 'Gel paşam, sen ilk 45'i dinlen, ikinci yarı uçarsın,' denmiş de olabilir. Kim bilir!
Erzurum'daki maça da özel bir vurgu yaptı Okan Hoca; 'zor maç olacak, zemin güzel, atmosfer var, yüksek rakım...' Yüksek rakım, yüksek rakım... Sanki Everest'e tırmanıyoruz be hocam! İyi başlamak lazımmış, geçen haftaki oyunun üstüne çıkmak lazımmış... E tabii, Sane'yi kulübede tutarsan, ikinci yarıda oyuna alırsan, o zaman belki geçen haftanın üstüne çıkılır. Hadi bakalım, Sane'siz bu ilk yarı Erzurum'da nasıl bir efsaneye dönüşecek, hep beraber göreceğiz. Belki Lemina ve Sara, oksijen tüpleriyle sahaya çıkar da biz fark etmeyiz.