Arkadaşlar, bakın şimdi olaya. Enes Ünal, hani şu İngiltere'de 'Acaba hangi ligde kayboldu?' diye merak ettiğimiz, ama aslında oralarda da ekmeğini kazanan bizim çocuk, Getafe'ye geri dönmüş! Hani Premier Lig'den sonra 'Gideyim de eski dostları bir selamlayayım' demiş herhalde. Konferans Ligi play-off turunda Partizan'la kapışıyorlar, daha maçın tozu dumanı oturmadan, kahvemizi yudumlamaya fırsat bulamadan çat! 9. dakikada Enes ağları havalandırıyor. Resmen diyor ki 'Ben buraya sadece transfer kağıtlarını imzalamaya gelmedim, gol de atmaya geldim!' İspanyollar da 'Hoopp, bir dakika, bu adam kimdi ya?' diye birbirine bakmıştır kesin.
Tabii Sırp temsilcisi Partizan da 'Dur bakalım, o işler öyle kolay değil Enes' diye düşünmüş olacak ki, 43'te bir tane yapıştırıp eşitliği yakalıyor. Ama Getafe, ev sahibi avantajını ve Enes'in 'Ben bu takıma geri döndüm, gol atmadan bırakmam!' motivasyonunu arkasına alarak maçı bırakır mı? Nerede! Andres Garcia 87, Johan Mojica ise 90'da topu ağlara gönderince skor bir anda 3-1 oluyor. Yani bildiğin son dakika golleriyle rövanş öncesi mis gibi bir avantajı cebe atıyorlar. Enes de ilk maçında 'Takımın gol umudu benim' mesajını daha güçlü bir şekilde vermiş oldu.
E şimdi hal böyle olunca İspanyol basını da çıldırmış tabii. Marca demiş ki 'Türk forvet, Coliseum'a dönüşünde mükemmel bir performans sergiledi. Sanki hiç gitmemiş gibi!' AS ise daha da ileri gitmiş, 'Enes Ünal, Kolezyum'u bir kez daha büyüledi. Gol atmak ne demekmiş, Getafe taraftarlarına hatırlattı!' diye döktürmüş. Yani arkadaşlar, bizim Enes, İspanya'da bildiğin 'Kurtarıcı' ilan edilmiş. Bir gol attı diye adamlar sanki Şampiyonlar Ligi finalini kazanmış gibi coştu. Eh, haklılar, bazen bir gol bin vaatten iyidir! Enes de ilk maçtan paraları cebe attı, helal olsun.