Kasımpaşa'nın hocası Şota Arveladze, Konyaspor'la evlerinde 1-1 berabere kaldıkları maç sonrası pek de keyifli bir tablo çizmedi. Malum, bizim Gürcü teknik direktör galibiyete alışkın, beraberlik ona pek yaramıyor. Maçtan sonra kameraların karşısına geçmiş, "İçeride kazanmak çok önemliydi, ama bu sefer kazanamadık" diye dert yanmış. Sanki rakibi Konyaspor değil de, dünyanın en büyük takımı gelmiş gibi bir ah-vah hali var. Neymiş efendim, ilk yarıda topu geri oynayan, yavaş, hareket etmeye üşenen bir Kasımpaşa varmış. Herhalde maç sabahı takıma uyku ilacı falan dağıtmışlar, ilk yarıda sahada horul horul uyumuşlar resmen.
Neyse ki, devre arasında Şota'nın meşhur fırçasını yiyince bizim Paşalılar biraz canlanmış. İkinci yarıda daha bir aktif, daha bir hareketli oynamışlar, hatta maçı çevirebilecek pozisyonlara bile girmişler. Ama işte o "çevirebilirdik" lafı var ya, hep orada kalır o laflar. Sonuçta 1-1 bitmiş, Şota da haliyle "mutlu değiliz, daha fazlasını bekliyorduk" diye eklemiş. Eh, haklı adam, 0-1'den dönmek güzeldir ama puan tablosuna bakınca insan 3 puan arıyor. Şimdi de milli araya girmişiz, Şota umutlu: "Umarım iyi bir ara geçirir ve lige döneriz" diyor. Belki bu arada takıma biraz enerji içeceği takviyesi yapar da daha coşkulu dönerler, kim bilir?
Ancak Şota'nın asıl içini yakan, maçın sonucundan da öte, takımın beyni, 10 numarası Haris Hajradinovic'in sakatlığı. Geçen hafta Rizespor maçında çapraz bağları kopan Haris, mayıs ayına kadar sahalardan uzak kalacakmış. Şota da bu durum için tam ağlanacak bir ifade kullanmış: "Haris'i kaybetmek zor bir meseledir." Hem de bu lafı öyle bir söyledi ki, sanırsın maçı 1-1 berabere bitirmeleri Hajradinovic'in sakatlığının yanında devede kulak kalır. Haklı adam, öyle bir oyuncuyu kaybetmek, hele de mayısa kadar, gerçekten de 1-1 berabere kalmaktan çok daha büyük bir dert. Kısacası, Şota'nın gündeminde hem puan kaybı hem de Haris'in kaybı var. Geçmiş olsun Haris, Şota'ya da sabırlar dileriz, bu sezon onun için çifte kederli başladı desek yeridir.