Efendim, yine bir Şampiyonlar Ligi akşamı kapıda, bizim Fenerbahçe de play-off turunda Lyon'u konuk ediyor. Ligin ilk maçlarında 'başaramadık, sorumluluk bizde' edebiyatından sonra, malum, herkesin gözü kulağı Can Bartu Tesisleri'ndeydi. Bakalım hoca ve çocuklar ne yumurtlayacak diye. Hani, 'iyi başladık' deseler zaten kimse inanmazdı, o yüzden dürüstlükleri takdire şayan! Futbol dünyasında bu kadar şeffaflık nadir bulunur vallahi.
İlk topu Kerem Aktürkoğlu aldı. 'Reaksiyon verebileceğimiz bir maç,' diyor Kerem, 'baskılar olumsuz değil, fırsat!' Helal olsun Kerem'e, baskıyı fırsat görmek... Benim gibi sıradan ölümlüler baskı olunca kaçacak delik ararken, bizim topçular 'oh be, fırsat geldi' diye seviniyor anlaşılan. Bir de eklemiş: 'Benim eleştirilmediğim hiçbir dönem yok.' Vay be, insan da kendini bu kadar iyi tanır mı! Büyük oyuncu olmak böyle bir şey herhalde, eleştiriye bağışıklık kazanıyorsun, ne güzel.
Sonra mikrofon İsmail Kartal'a geçti. Maç stratejisi, Lyon'u sabah akşam izlemeler falan filan... Bunlar hep klasik, geçelim. Asıl bombayı Lukaku hakkında patlattı Kartal hoca: 'Lukaku çok pozitif bir çocuk. 6 dil konuşabilen biri. Bana geldi, 3 ayda Türkçe öğreneceğim dedi.' Aman Allah'ım! Bu ne strateji, bu ne taktiksel deha! Maçı kazanmanın yolu demek ki 6 dil bilen, üstüne bir de Türkçe öğrenmeye niyetli santrfordan geçiyormuş! 'Yarın maç kadrosunda olacak, duruma göre kullanabiliriz' diye de eklemiş. Eksikleri varmış ama olsun, 6 dil konuşan birine kim 'eksik' der ki? Yanında bir de 'Talisca düzgün çocuk', 'Vedat Muriqi yüzde 70 hazır', 'Ederson yarın kadroda' açıklamaları... Sanki maç kadrosu değil de, pazar günü çay sohbeti muhabbeti. Strateji belli: Dil bilecek, pozitif olacak, yüzde yetmiş hazır olacak, yeter! Rakip Lyon falan hikaye, biz zaten başka boyuttayız.