Bizim yeni gol makinesi Dusan Vlahovic, Beşiktaş'a transferinden sonra bir açtı ağzını, pir açtı. Dedikodu masasına yatırmış bütün transfer sürecini sağ olsun. 'Çok mutluyum, gol atacağım, şampiyonluklar kazanacağım' falan filan diye klişeleri sıralamış önce. Hani sanki kimse gelip de 'yok ben oynamayacağım, gol atmayacağım' der gibi... Ama tabii en can alıcı kısmı, o 'çılgın taraftarımız var' dediği yer. Vay be, kim bilebilirdi ki Beşiktaş taraftarının çılgın olduğunu? Sanki ilk kez duyuyoruz! Havaalanında, stadyumda 'hissettirdikleri duygular için minnettarım' da demiş. Eh, onca tezahürat, onca meşale... İnsanın biraz gaza gelmesi normal. Belli ki o da bu enerjiye bayılmış, haklı olarak.
Asıl bomba, Fiorentina'dan tanıdığı teknik direktör Vincenzo Italiano detayı. Vlahovic resmen hocayı kendine transfer etmiş gibi anlatmış: 'Hocamız beni aradı, İstanbul'a gideceğim dedi, Beşiktaş'la imzaladım, istersen sen de gelebilirsin dedi.' Sanki Italiano, Vlahovic'in kişisel menajeri gibi önce şehre gitmiş, ortamı koklamış, sonra 'Gel kankam, burası süper' diye haber uçurmuş. Vlahovic de tabii ki 'Hmm, dur bakayım bir düşüneyim' triplerine girmiş, ama babayla, aileyle konuşunca 'en iyi tercih burası' olmuş. E yani, hoca seni arayıp 'gel kanka' diyorsa, taraftar da 'deliririz senin için' diyorsa, kulüp de 'seni çok istiyoruz' diye peşinden koşuyorsa, hangi 'projeden' tatmin olacaktın ki başka?
Gelelim o meşhur 28 numaraya... Meğersem bu da öyle sıradan bir seçim değilmiş. Ronaldo'nun Sporting'deki ilk numarasıymış. Vay be, bizim Vlahovic de Ronaldo'ya selam çakmış resmen. Bir de ne hikmetse kendi doğum günü 28 Ocak, annesinin doğum günü 28 Ağustos. Yani anlayacağınız, bu adamın hayatında '28' sayısı öyle rastgele değil, resmen bir kader numarası gibi. Boşta görünce hemen yapışmış numaraya. Kim bilir, belki de her 28'inde bir gol atma seremonisi falan yapar. Şaka maka, bu kadar detayı görünce, transferin ve numara seçiminin ne kadar titizlikle yapıldığını anlıyoruz. Artık top onda, sahada konuşma sırası.