Yine Paris, yine paralar şırıl şırıl akıyor! Hani biz 'bir kilo domates kaça?' diye düşünürken, bizim PSG kasayı açmış, 140 milyon euro’yu şak diye 3 yeni transfere basmış. Luis Enrique herhalde takımına 'Ne lazımsa alalım' demiş, onlar da 'tamam patron!' deyip süpermarketten ürün seçer gibi üç tane adamı listeye eklemiş. UEFA Süper Kupa'yı kazanmışlar ya, 'üstüne bir de transfer şampiyonu olalım' demişler herhalde! Bize de bu parayı nereden buluyorlar diye kara kara düşünmek kalıyor.
Bu üç 'bomba' transferin ikisi hücum hattına, biri de kaleye takviye! Ajax'tan 21 yaşındaki Mika Godts için 55 milyon euro'yu gözden çıkarmışlar. Çocuk geçen sezon ligde 17 gol, 12 asist yapmış, helali hoş olsun. En azından sahada ne yaptığını bilen birini almışlar diye sevinirken, Barcelona'dan Ferran Torres için 50 milyon euro dökmüşler. Yalnız durun bir dakika, haberde diyor ki 'İspanya Milli Takımı'yla 2026 Dünya Kupası şampiyonluğu yaşayan Torres...' Arkadaşlar, biz 2024'teyiz. PSG'de zaman makinesi mi var da geleceğin şampiyonunu getirdiler? Yoksa Torres abimiz Matrix'ten falan mı gelmiş? Herhalde adamın 2026'daki performansına şimdiden güvenip almışlar, çok vizyoner bir hareket doğrusu!
Gelelim o çok konuşulacak kaleci transferine: Parma'dan Zion Suzuki için tam 35 milyon euro bayılmışlar. Şimdi sıkı durun, bu arkadaş geçen sezon 22 maçta kalesinde 30 gol görmüş. Evet, doğru okudunuz, OTUZ! Sadece 6 maçta kalesini gole kapatabilmiş. Şimdi ben diyorum ki, '35 milyon euro'ya alınacak kaleci mi kalmadı bu dünyada?' Yoksa Paris'in bu transfer stratejisi bambaşka bir şey mi? Belki de 'rakip atınca biz daha çok atarız' felsefesine geçtiler. Ya da 'isimleri güzel' diye mi aldılar, bilemedim. 'Suzuki' deyince aklıma motor geliyor, kalecilik değil, ama olsun, PSG'nin parası denizde kum onda para!
E tabi sadece almakla bitmiyor, kulüp biraz da para kazanmış. Ramos, Kolo Muani ve Kang-in Lee gibi isimleri satıp kasalarına 159.3 milyon euro koymuşlar. Yani harcıyorlar ama boş durmuyorlar, sürekli bir para akışı var. Bizim banka hesapları gibi değil yani, limitsiz kredi kartı basıp harca, sonra satıp dengele, mis gibi iş. Bu gidişle Paris'in takım kadrosunu değil, muhasebe defterini merak etmeye başladım ben.