Ya şu İtalya Serie A'da Atalanta ile Como arasındaki 1-1'lik maça baktın mı? Sonuçtan ziyade asıl bombası ne biliyor musun? Bizim Fenerbahçe'den kiralık giden Diego Carlos var ya, hani o 'acaba ne yapsak da yollarımızı ayırsak' diye düşündüğümüz Brezilyalı abimiz... Maçın en iyisi seçilmiş! Valla billa, yalanım yok. Fenerliler muhtemelen ekran başında 'bu adam bizdeki Carlos olamaz' diye gözlerini ovuşturmuştur, haklılar da yani.
Düşünsene abi, adam Como'da üst üste üçüncü kez ilk 11 başlamış, yetmemiş bir de 'Maçın Adamı' ödülüne layık görülmüş. Resmen İtalya'da yeniden doğmuş! Pas oranı yüzde 90, en çok topla buluşan oyuncu, top uzaklaştırmalar, şut engellemeler, girdiği yedi ikili mücadelenin altısını kazanma, hava toplarının hepsini alma... Anlatırken yoruldum, adam oynamaktan yorulmamış. Alvaro Morata falan ikinci yarı oyuna girmiş ama Carlos'un performansının yanında kimin umrunda, o başka bir ligde oynamış resmen.
Fenerbahçe'deyken top ayağına geldiğinde tansiyonumuz yükseliyordu, şimdi Como'da harikalar yaratıyor. Adam maç sonunda da çıkmış, 'bu kulübü seçtiğim için mutluyum, buraya oynamaya geldim' demiş. Sanki Fenerbahçe'ye pikniğe gelmişti mübarek! Demek ki bazı oyunculara ortam harbiden yarıyor, bazısı da bambaşka bir oyuncuya dönüşüyor uzakta... Helal olsun ne diyelim, biz de buradan hayretle izliyoruz.