Durup dururken bir dedikodu çıktı ortalığa, 'Musaba geri mi dönüyormuş Samsunspor'a?' diye. Valla, bu dedikodu mu, yoksa birilerinin hayal dünyasındaki kısa film mi anlamadım. Ama Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, bu söylentilere öyle bir cevap verdi ki, Musaba'nın bırakın geri dönmesini, Samsun'un kapısından bile geçmesi artık mümkün değil gibi duruyor. Başkan, bu konuyu kapattıklarını, hatta üstüne kilit vurduklarını resmen ilan etti. Musaba'nın defteri kapanmış da, acaba bir daha açılır mı diye bekleyenlere de 'Yok öyle bir dünya!' dedi resmen.
Başkan Yıldırım, olayı öyle bir noktadan yakaladı ki, Musaba'nın gidiş hikayesini adeta ders niteliğinde anlattı. 'Fenerbahçe ile konuşmuyorum' demiş bu arkadaş, meğer kasım ayından beri gizli gizli anlaşmalar falan... Resmen başkanı aldatmış, üstüne de 'terbiyesizlikleri' cabası. E haklı adam, kim sever ki kendine yalan söylenmesini? Hele ki bir başkan, bir de futbolcu... Futbol dünyasında yalanın pilavdan dönenin kaşığı kırılsın misali, bu hareketler affedilir mi?
Bir de işin maddi boyutu var tabi. Başkan Yıldırım, 'Biz bu Musaba'yı 750 bin euroya aldık, 5 milyona Fenerbahçe'ye sattık' diyor. Oh mis, 3 oyuncu parası cebine girmiş. E şimdi Fenerbahçe de çocuğu 10 milyona satmaya çalışıyor ama bakalım oynayamayan adamı kim alır bu paraya. Yani Samsunspor kâra geçmiş, başkan da ‘biz Musaba defterini kapattık, üzerine de not aldık’ modunda. Ama en vurucusu neydi biliyor musunuz? O Süper Kupa maçındaki dansı! Adam asist yapmış, gol sevinci yaşıyor ama Samsunspor taraftarı tribünde adeta yıkılmış. Yani başkan diyor ki, 'hem yalan söyledin, hem terbiyesizlik yaptın, bir de gidip karşımızda dans ettin, kusura bakma Musaba, sana Samsunspor'un kapıları kapalı, hatta üzerinde kocaman bir 'GİRİLMEZ' tabelası var!'