Manchester United'ın kalesini (genelde yedek kulübesinden) koruyan, hani o bizim milli gururumuz Altay Bayındır var ya, Sunderland maçı öncesi bir çıkış yapmış. Sanki karşımızda Real Madrid değil de, Championship'ten yükselen bir takım yokmuş gibi, 'Buraya kolay gelmedim, neler yaptım, kim olduğumu biliyorum!' diye gürlemiş. Haklısın Altay'ım, Premier Lig yedek kulübesine gelmek kolay değil, hele o kadar maça rağmen (sözde) hala sahaya çıkamamak... Herkes de 'aa kimmiş bu çocuk' diye merakla izliyordur seni, emin ol.
Demiş ki, 'Hangi takımla oynarsak oynayalım, hazır olmalıyız, bu maçı kazanmalıyız, her şeyimizi vereceğiz!' Vallahi, Sunderland'e karşı ManU formasıyla 'her şeyimizi vereceğiz' demek de ayrı bir cesaret işi. Hani Şampiyonlar Ligi finali falan olsa anlarım da, ligin dibindeki Sunderland'i Old Trafford'da yenemezsen zaten o formayı çıkarıp bir daha giyme derim. Bir de 'Hayat gibi, bazen kaybedersin ama yarın yeni bir gün' falan filan. Hocam, sanki ilk kez futbol oynayan gençlere öğüt veriyor gibi. Bizim kahve köşesinde bu derin felsefeyi her maç sonu yapıyoruz zaten.
Ek olarak, kaleci kadrosunun iyi olduğunu ve forma için mücadele ettiklerini ama dışarıda iyi anlaştıklarını da eklemiş. Güzel, güzel. Saha içinde rekabet, saha dışında dostluk, klasiktir. Ancak o 'herkesin kendini zorlaması' ve 'her şeyi vermesi' mevzusu biraz komik olmuş, zira haber metnine göre sezon başından beri Premier Lig'de ilk 11 başlayıp kalesinde 11 gol gören Altay'ımız sanırım bu 'zorlama' işine pek alışamamış. Umarım Sunderland maçından sonra o milli araya daha 'iyi' gireriz, yoksa o 11 golün üstüne Sunderland'den yenecekler de eklenirse, 'ben kimim' sorusunun cevabı iyice muamma olur!