Vallahi billahi sabah kahvemi içerken gözüme çarptı bu başlık: 'Trabzonspor'dan asrın transfer bombası: Salah!' Dedim herhalde ya ben hala uykudayım ya da biri benimle sağlam dalga geçiyor. Yani kusura bakmayın ama Salah'ı Trabzon'a getirmek, bizim evdeki kediyi İngiltere Premier Lig'de forvet oynatmaktan daha zor bir iş gibi duruyor. Asrın bombası dedikleri buysa, bizim hayal gücümüz galiba biraz fazla patlayıcı oldu.
Şimdi ben bu haberi okuyunca ilk ne düşündüm biliyor musun? 'Salah Liverpool'dan nasıl ayrılır, Trabzon'a niye gelsin?' diye değil. Direkt olarak, 'Hangi ara bizim ligin transfer bütçesi Mars'taki maden ocaklarının yıllık gelirini geçti de böyle bir lüksümüz oldu?' diye kafa yordum. Şaka bir yana, diyelim ki oldu, bir mucize gerçekleşti, Salah geldi... Vay anasını sayın seyirciler! Maç biletleri okyanusa açılan gemi bileti gibi kapışılır, stadın adı direkt 'Salah Arena' olur, Fırtına'nın santrafor sıkıntısı da bir anda 'Nasıl bu kadar çok gol atarız?' problemine dönüşürdü.
Ama gelin görün ki, gerçekler acıdır. Bu 'asrın bombası' sadece bizim rüyalarımızda patlayan bir hava fişek gibi. Yoksa Trabzonspor'un Salah'ı getirmesi için herhalde Mısır'a çıkarma yapıp piramitlerin altını falan bulmaları lazım. E bizimkilere de transfer görüşmesi için piramit kazdırmak biraz ayıp olur şimdi. Neyse, biz de böyle haberlerle gülüyoruz, eğleniyoruz. Belki bir gün Salah değil ama Salah'ın teyze oğlu falan gelir, o da olur yani. Yeter ki adı Salah'a benzer bir şey olsun. Şimdilik bu 'asırlık bomba' haberine sadece 'güzel rüyaydı' deyip geçiyoruz.