Arkadaşlar bakın şimdi olaya! Düzce'nin o meşhur Topuk Yaylası'nda, Gençlerbirliği ile Keçiörengücü bir hazırlık maçına çıkmışlar. Adı üstünde 'hazırlık' ama bizim Süper Lig'e hazırlanan Gençlerbirliği, Trendyol 1. Lig ekibi Keçiörengücü'nü ancak 85. dakikada bulduğu tek golle mağlup edebilmiş. Ousmane Diabate sahneye çıkıp o golü atmasa, vallahi maç golsüz bitecek, herkes 'Bu hazırlık kime yaradı?' diye soracaktı. Süper Lig ekibisin, alt ligden takımı son beş dakikada zoraki deviriyorsun, şimdi duruma bak.
Tabii maç bitti, mikrofonlar teknik direktör Metin Diyadin'e uzandı. Hocam da ne yapsın, sağ olsun, önce biraz gençlerden bahsetti, 'Kamp güzeldi, uyumluyuz' falan diye diplomatik lafları etti. Ama gel gelelim esas mevzuya; Metin Hoca'nın bütün derdi, bütün kafası, bütün odağı transferdeymiş! Ya hu hocam, takım zor da olsa maç kazanmış, sen hala 'transfer bekliyoruz, inşallah alınacak' diye iç çekiyorsun. Sanki maç sonrası basın toplantısı değil de, Ramazan davulcusu gibi kapı kapı dolaşıp bahşiş bekliyor mübarek.
Hatta o kadar ki, ligin ilk maçında Fenerbahçe ile oynayacaklarını söylemesine rağmen, 'Şu anki gündemimiz transfer yapmak, bunun haricinde gündemimiz yok. Fenerbahçe maçını ondan sonra son hafta düşünürüz' demez mi! Vallahi Metin Hoca'nın derdi haklı belki de, ama bu kadar da olmaz yani! Takım iyiymiş, uyumluymuş, güzel çalışıyorlarmış... E o zaman niye bu kadar transfer feryadı? Belli ki Metin Hoca, kaleden ziyade, takıma katılacak yeni isimlerin bütçesiyle daha çok ilgileniyor. Hayırlısı bakalım, transferler gelince Gençlerbirliği nasıl bir takım olacak, yoksa Metin Hoca'nın gözü sadece menajer telefonlarında mı kalacak, hep beraber göreceğiz!