Arkadaşlar, malum kahvelerimizi yudumlarken masada konuşulan tek bir şey var son günlerde: Futbolun iki dev patronu, bildiğimiz UEFA ile o biraz daha tepede oturan FIFA, resmen saç saça baş başa girmiş durumda. Hani biz maç izlerken hakem hatasına kızarız ya, bunlar resmen birbirlerine 'Senin yönetimin kötü!' diye parmak sallıyorlar, ama konu daha çok para... Yani anlayacağınız, Avrupa futbolu 'Senin baban benim babamı döver!' modunda bir krizle çalkalanıyor. İşin içinde 55 ülke federasyonu var, öyle küçük bir mahalle kavgası da değil hani!
Olayın fitili, 2026 Dünya Kupası'nın rüzgarı daha dinmeden FIFA Başkanı Infantino'nun aklına gelen 'dahiyane' fikirle ateşlendi. Adam demiş ki, 'Ben bu Dünya Kupası'nı, Kulüpler Dünya Kupası'nı alırım, yeni bir şirket kurar, hisselerini de babalar gibi satarım özel yatırımcılara. Mis gibi para gelir!' E haklı olarak UEFA Başkanı Ceferin ve onun peşindeki 55 Avrupa federasyonu da 'Dur bakalım Infantino, o işler öyle olmuyor! Futbol tarlası senin çiftliğin değil!' diye ayağa kalkmış. CONCACAF'lar, ACF'ler falan da katılmış bu isyana; resmen bir koalisyon kurulmuş FIFA'ya karşı.
Düşünsenize, 55 ülke bir araya gelmiş, 'Sen bu para babalarına peşkeş çekme işini rafa kaldırmaz, bir daha da bu konuyu açmayacağına dair bağlayıcı söz vermezsen, bizim milli takımlarımız senin hiçbir turnuvana gelmez!' diye kafa tutuyor. Resmen 'Sen bizi yok sayarsan, biz de seni yok sayarız!' demişler. Yani anlayacağınız, Avrupa'nın devleri 'bizim çocuklar'ı FIFA'nın sahasına salmayacaklarını ilan ettiler. Şimdi top FIFA'da, bakalım bu 'para' aşkı nereye kadar gidecek ve futbolun bu iki 'büyük abisi' ne zaman el sıkışacak? Yoksa önümüzdeki Dünya Kupaları biraz 'eksik' mi oynanacak?