Beşiktaş bu yaz transferde 'Ben bu oyunu bozarım!' diye yola çıkmış, Trossard yetmemiş, gözünü direkt Mohamed Salah'a dikmişti. Vay be, Kartal uçuşa geçti derken, yine bildiğimiz o klasik film sahnesi. Salah'ın menajeri denen zat-ı muhterem, sahneye öyle bir çıktı ki, talepleri duysanız sanırsınız Salah'a top oynaması için Ay'da arsa teklif etmişler. Bizimkiler de haklı olarak 'Dur birader, ne oluyoruz? Burası Mars değil, Beşiktaş!' deyip görüşmeleri bir süreliğine rafa kaldırmak zorunda kalmış. Tabii, insanlık hali, menajerler bazen gerçeklikten kopabiliyor, anlıyoruz.
Halbuki, tüm Avrupa'daki o dev kulüplerin arasından sıyrılıp, en babacan teklifi masaya koyan Beşiktaş'mış! Ama işte bazen para da yetmez, menajerin egosu tavan yapar. Önder Özen bile kameralar karşısında 'şimdilik rafa kaldırdık' diye bir açıklama yapmak zorunda kaldı. 'Şimdilik' kelimesine dikkat, çünkü bu dosyayı tamamen kapatmaya gönülleri elvermemiş besbelli. Hani, aşk bu, kolay vazgeçilmiyor. Rafa kalksa da tozunu alıp tekrar bakılacak cinsten bir dosya bu.
Neyse ki, işin içinde biraz mantık kırıntısı ve duygusal bağlar da var gibi. Meğer Salah'ın eşi İstanbul'a pek bir bayılmış, 'Ay canım, ne güzel şehir' demiş. Yetmemiş gibi, bizim Trezeguet de vatandaşına 'Gel gardaşım, Beşiktaş'ın havası suyu bir başka!' diye referans olup, adeta bir turizm elçisi gibi çalışmış. Ve işin en ilginç yanı: o kadar absürt taleplere rağmen Salah, Beşiktaş'ın teklifini *henüz* reddetmemiş. Henüz! Yani hala 'belki bir ihtimal olur' diye bir kapı aralık bırakmış. Şimdi ne olacak? Beşiktaş 'ben yeni teklif yapmam' der, menajer 'tamam biraz indirime gidelim' der... E hadi bakalım, bu Salah operası nasıl bir 'mutlu son'la bitecek, hep beraber göreceğiz.