Vay anam vay, futbol kamuoyu aylardır "Bizim hakemler niye Dünya Kupası'na gidemiyor aga?" diye yırtınırken, nihayet MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu Beyefendi sır perdesini aralamış. Meğer bizim elit kategorideki FIFA kokartlı incimiz, Halil Umut Meler kardeşimiz, bu büyük turnuvaya gidememiş çünkü... Bekleyin, şok olacaksınız... Ankara'daki 'travmayı' atlatması gerekiyormuş! Yani anladık, sadece düdük çalmak yetmiyor, bir de ruh sağlığının tam teşekküllü olması şartmış.
Başkan diyor ki, "Meler o az yıpratıcı maçları benden kendisi istedi." Vay be, insan da sanki halı sahada top çevirir gibi maç seçer olmuş. Demek o 'travma', hakemi stresten uzak, az tartışmalı sulara itmiş. Hatta öyle ki, bu süreci atlatmak için bilimsel yollara falan başvurmuş. Herhalde hakemler artık maçlara çıkmadan önce bir de meditasyon seansına giriyorlar ya da yoga yapıyorlar. Kim bilir, belki de yan hakemleri aynı zamanda yaşam koçu olarak görevlendirmişlerdir. Yani sevgili Halil Umut, sakinleşip kafasını toparlasın diye biraz kenara çekilmiş, biz de bu arada ‘az yıpratıcı’ maçlarla tatlı tatlı idare etmişiz.
Gel gelelim, bu sakinleşme seansları Süper Lig'de işe yaramış, Meler harika bir sezon geçirmiş. Amaaa... Dünya Kupası biletinin asıl kriteri Şampiyonlar Ligi'ne bağlıymış abi! Hani şu, daha az yıpratıcı maçların pek de yeri olmayan turnuva. İşte tam da orada, Amerika'ya gidecek o on beş şanslı UEFA hakeminin arasına girememiş. Hatta daha da kötüsü, o canım Şampiyonlar Ligi maçlarından birinde sakatlanıp dördüncü hakeme koltuğu devretmiş. Sanki yedek kulübesinde top toplayıcıyken sakatlanmış gibi bir durum! Başkan da buradan bizim 'paydaşlara' (yani bize, size, herkese) 'ders çıkarın' falan demiş. Sanki bizim elden bir şey gelirmiş gibi.
Neyse, Başkan Gündoğdu, Halil Umut Meler'e olan inancını hala koruyor, göreceksiniz çok başarılı olacak diyor. Hatta bu inançla Süper Kupa finalini de ona vermiş. E hakem de sağ olsun, ‘travma’ sonrası dönüşünde bir de o finalde sakatlık falan yaşayıp hepten moral bozmasaydı bari. Neyse ki o maçı da alnının akıyla bitirmiş. Demek ki doğru yoldayız, sadece Dünya Kupası için biraz daha "bilimsel yöntemlere" ve Şampiyonlar Ligi’nde sakatlanmamaya ihtiyacımız varmış. Hadi bakalım, inşallah 2030'da!