Abi, Galatasaray'da sular bir türlü durulmuyor, malum transfer meselesi ortalığı kasıp kavuruyor. Bizim Okan Hoca da dayanamamış, Venezia maçı sonrası çıkmış kürsüye, 'Transferler niye gecikti?' diye soranlara ayar vermeye çalışmış. Demiş ki, 'Kardeşim, bu iş bakkaldan ekmek alır gibi değil, öyle girip üç tane oyuncuyu kapıp çıkamıyoruz!' Vallahi doğru söylüyor hoca, sanki oyuncular Migros'ta indirimde de biz mi kaçırıyoruz fırsatı, değil mi? Yani anlayacağınız, transfer yapmak, dünya kupası kazanmaktan daha zorlu bir macera olmuş.
Hoca bir yandan da takımın hazırlık sürecini anlatmış, 'Skora takılmayın' falan demiş. Ama sanki biraz da 'Kolay pozisyonlar verdik' derken, 'Aman Allah'ım ne hallere düşmüşüz!' demek istemiş gibiydi. Özellikle o 'savunma arkası koşular' mevzusu var ya, onu da Gabriel Sara'ya yıkmış gibi oldu, çocukcağız bir iki denedi falan. E iyi de, o koşuları yapacak adamı almazsan, Sara'dan mı bekleyeceğiz Messi performansı? Sonra da basmış fırçayı: 'Bilinmesini istiyorum, transfer yapacağız!' E biliyoruz hocam da, ne zaman, nasıl, kimleri? Sanki biz 'yapmayın' mı dedik, sanki paralar bizden çıkıyor!
Bir de üstüne eklemiş, 'Başkanımız da, yönetimimiz de bir an önce transferleri yapıp gelmek isterdi.' Demek ki onlar da bizim gibi çayını yudumlarken hayal kuruyor. Ama işte işin ucu paraya gelince, 'Dünya futbolunda acayip yükselen bonservisler var, 100-120 milyon eurolar havada uçuşuyor' diye de dertlenmiş. Doğru, haklı adam. Ama gel de taraftara anlat şimdi bu durumu. 'Sabır gerekiyor ama en önemlisi doğru oyuncuları almamız. Elit oyuncu almak istiyorsan bazen zaman alıyor.' Yani anlayacağınız, kaliteli malın kargosu da geç gelirmiş; beklemeye devam. Hadi bakalım, transferler gelsin de o zaman kimin 'elit' olduğunu hep beraber göreceğiz sahada!