Eee, bizim Cim Bom Avusturya kampında 'nasıl kaybedilir?' konulu seminerlere devam ediyor anlaşılan. İkinci ders Venezia'dan geldi, skor levhası 3-0'ı gösterirken bizimkiler yine başını öne eğdi. Hazırlık maçı dedik, sanki rakip ligin şampiyonluk maçıymış gibi oynadı, bizimkiler de pek itiraz etmedi doğrusu. Hani insan bir teselli golü falan atar, 'denedik ama olmadı' der, ama yok! Tam bir hüsran gecesi daha yaşandı.
Hofmann Personal Stadion'da gerçekleşen bu 'ders'te goller, Venedik suları gibi aktı resmen. John Yeboah, 71'de 'Merhaba' der demez, Lion Lauberbach abi 75 ve 90+2'de peş peşe golleri sıralayıp skoru tabelaya mıhladı. Sanki 'biz üç atana kadar bırakmıyoruz' dediler, bizimkiler de 'peki' dedi. İşin tuzu biberi de ne biliyor musun? Barış Alper Yılmaz, 90. dakikada penaltı vuruşundan yararlanamadı. Yani, bir teselli golü bile nasip olmadı, tam bir 'yok artık' dedirten kapanış oldu.
Bu durum bir yerden tanıdık geliyor mu? Geliyordur tabii. Çünkü Sarı-kırmızılılar, kamptaki ilk maçında da bir başka İtalyan ekibi Monza'ya 2-0 kaybetmişti. Anlaşılan İtalyan takımları bizimkilere karşı özel bir motivasyonla çıkıyor ya da bizimkiler Avusturya'nın o güzelim dağ havasında biraz fazla relaks takılıyor. Seri galibiyet yerine seri mağlubiyet gelince insan düşünüyor; acaba yeni transferler gelmeden 'gelenekselleşen kamp mağlubiyetleri' diye bir kategori mi açılsa? Neyse, hazırlık maçları önemli değil derler ama bu kadar da 'hazırlanmamak' da insanı düşündürüyor hani.