Evet arkadaşlar, Boluspor'da işler bu sezon biraz 'Amerika'dan haber var' kıvamında. 1. Lig'in köklü ekiplerinden Boluspor'un dümenine bu sene Amerikalı bir teknik direktör geçmiş: Daniel Farrar! Yani şimdi şöyle bir düşünelim, bizim futbol ikliminde 'Merhaba' diyenin teknik direktör olduğu memlekette, bir de kalkıp Amerika'dan hoca getiriyoruz. Acaba topu eline alıp 'Touchdown!' diye mi bağıracak, yoksa gerçekten futboldan anlıyor mu, hep beraber göreceğiz. Şaka bir yana, adamcağız Karaçayır'daki tesislerde mesaiye başlamış bile, anlaşılan beysbol sopasını bir kenara bırakmış!
Farrar hoca 'Ben bu topçuları koştururum!' demiş olacak ki, antrenmanlar başlamış bile. Hem de öyle bir antrenman ki, günde çift idman! Yani sabah kalkıp 'günaydın' demeden koş, öğlen yemeğiyle uyku arasına yine koş. Futbolcuların şimdiden 'Hoca, bu da mı gol değil?' diye feryat figan koştuğunu hayal edebiliyorum. Önce ısınıp kasları çözmüşler, ki sakatlanmasınlar sonra 'Amerikalı hoca bizi sakatladı' demesinler. Ardından da tabii ki ciğerleri patlatırcasına kondisyon yüklemesi yapmışlar. İşte buna 'Amerikan işi disiplin' denir herhalde!
Şimdi bu tempoya dayanırsa Bolusporlular, eyvah diyorum! Belki de Farrar hoca, futbolcuları maç öncesi 'Fast food' ile değil, sadece bol suyla motive ediyordur. Bakalım bu 'Amerikan usulü' antrenmanlar Boluspor'a ne getirecek? Şampiyonluk rüyası mı, yoksa sezon sonu 'koşmaktan yorulduğumuz için ligde kaldık' mazereti mi? Tek dileğimiz, sezon sonunda Boluspor'un 'koştuğuna değdi' demesi. Hadi bakalım, kolay gelsin Boluspor! Umarım sahada koşmaktan daha fazlasını da yaparsınız.