UEFA Avrupa Ligi'nde bizim Fener, Nice'i ağırlayıp Kerem Aktürkoğlu'nun golleriyle perişan etmiş, iyi de yapmış. Maç sonrası bizim Kerem'le takımın direği Milan Skriniar, TRT mikrofonlarına koşmuşlar, sanki biz de onlardan haber bekliyormuşuz gibi. Kerem hemen başlamış, 'Çok önemli galibiyet, camianın ihtiyacı vardı' diye. E tabii, Fenerbahçe'nin galibiyete ihtiyacı olmaması gibi bir senaryo zaten yok, değil mi? 'Yeni hoca, yeni başkan, yeni sistem, yeni arkadaşlar...' Klasik Fenerbahçe döngüsü bu, her sene bir reset atıp baştan başlıyorlar sanki. Kerem de kendisinin yeni olduğunu söylemiş, sanki uzaydan gelmiş gibi. Neyse, 'biraz süreye ihtiyacımız var, takımca iyiye gidiyoruz' falan demiş, o da işin PR kısmı.
Asıl bombayı sonra patlatmış bizim Kerem! Demiş ki, 'Beni buraya menajerler değil, yıllardır kankam olan İsmail Yüksek ikna etti.' Vay be! Meğer transfer sihirbazı İsmail'miş! Biz sandık menajerler dönüyor, milyonlar havada uçuşuyor, meğer tek dertleri kahvede çay içip 'Gelsene ya Fener'e, bak ortam çok iyi' demekmiş. Hatta Kerem coşmuş da coşmuş, 'Müthiş oynuyor, maçın yıldızı oydu' diye İsmail'i yere göğe sığdıramamış. E be kardeşim, sen golleri atıp maçı almışsın, İsmail de iyi oynamıştır eyvallah ama maçın yıldızı biraz da gol atan olur hani, di mi? Ne diyelim, ayağına yüreğine sağlık İsmail, Kerem'i iyi ayarlamışsın Fener'e!
Takım kaptanı Skriniar da her zamanki gibi 'takım olmak' vurgusu yapmış. 'Çok iyi maç çıkardık, savaştık, mücadele ettik, önde bastık, kalite fışkırdık' falan filan... Klasik kaptan açıklamaları işte, ne diyecek başka? 'Topu kaleye atınca gol oluyor' diyecek hali yok ya. Taraftarın desteğiyle her şeyin kolaylaştığını söylemiş. E tabii, o kadar taraftar bağırıp çağırınca, maç esnasında topa vururken bile sanki bir el ittiriyor topu ağlara doğru, öyle bir sihirli güçleri var. Velhasılkelam, Fener kazanmış, Kerem de sağ olsun, iç transferde arkadaşlık bağlarının gücünü bize bir kez daha göstermiş oldu. Gerçek menajerlik dersi!