Yahu arkadaş, daha yaz bitmedi, mangal dumanı üstümüzden kalkmadı, millet tatil planı yaparken, bizimkiler hop Şampiyonlar Ligi diye Polonya yollarına düşüyor! Fenerbahçe'de yine erken kalkma, erken deplasman sendromu başladı. Ne sendromu dersen? Şampiyonlar Ligi 2. ön eleme turu diye bir şey var ya, işte o. Rakip kim? Gornik Zabrze! Allah aşkına, kim duymuş bu takımı daha önce? Sanki bizim İsmail Hoca da ilk kez telaffuz etti, yüzünde o "yine mi yeni bir takım adı ezberleyeceğiz" ifadesi belirmiştir mutlaka.
İsmail Kartal hocamız da çıkmış kürsüye, Samandıra'da bildiğimiz Can Bartu Tesisleri'nde, mikrofonlar filan. Sanki şampiyonluk maçı öncesi gerginlik var, ama yok, sadece Gornik Zabrze. Hoca da ne desin? "Ciddiye alıyoruz, rakibi küçümsemiyoruz, kendi oyunumuzu oynayacağız" klişeleri havada uçuşuyordur kesin. Sanki rakip Real Madrid de, "Aman ha, Modric'e dikkat" diye uyarıyor gibi bir havası vardır ama yok, Gornik Zabrze.
Malum, Şampiyonlar Ligi gruplarını görmek demek, önce bu turları geçmek demek. Yoksa gruplar filan hak getire, o güzelim milyon eurolar da hayal olur. Yarın sahaya çıkacaklar, Polonya'nın Gornik Zabrze'si mi, Gornik Morbik mi, Gornik Zart Zurt'u mu kimse umursamaz, önemli olan o 3 puanı alıp evimize dönmek. Çünkü daha uzun bir yolculuk var önümüzde Şampiyonlar Ligi denen o tozlu yolda. Darısı diğer ön eleme turlarının başına diyelim, İsmail Hocamıza da kolay gelsin, rakibin ismini unutmasın maç içinde yeter.