Yine mi transfer mevsimi geldi, Fener'in yönetimi yine mi oturdu pazarlık masasına derken, TRT Spor'dan kulağımıza çalınan dedikodulara göre, takımın teknik ekibi sonunda 'durun bakalım, her şeyi satmıyoruz!' diye rest çekmiş. Guendouzi, Skriniar ve Asensio'ya 'bunlar bizim canımız, ciğerimiz, satılamaz, dokunulmaz!' etiketi yapıştırılmış. Valla helal olsun, sonunda takımda kalacak birilerini bulabildiler demek ki! İsmail Hoca da "Takım iskeletini bu abilerle kuracağım, boşuna yormayın kendinizi" diye açık açık belirtmiş, neyse ki bu üçlü rahat bir nefes almıştır.
Ama tabii ki her güzel şeyin bir bedeli var, değil mi? 'Kimseyi satmıyoruz' deseler de, o bonservisler kendiliğinden gelmiyor. İşte tam da bu noktada devreye, Rodrigo Becao'dan Sofyan Amrabat'a, Diego Carlos'tan kaleci Livakovic'e kadar bir grup şanslı (?) isim giriyor. Onlar, kasaya para getirecek 'kurbanlık koyun' listesinde. Malum, santrfor transferi için bayağı bir nakit lazım, sanırsın piyasada golcü altınla tartılıyor. Hadi bakalım, bu abiler sayesinde belki bir gol kralı falan alırız, kim bilir?
Ve gelelim günün 'altın yumurtlayan tavuk' adayı Anthony Musaba'ya! Fener yönetimi bu abimiz için tam 10 milyon Euro istiyormuş. Benim bildiğim Musaba o kadar parayı anca ayakkabısına bağlar, ama ne diyelim, belki de biz göremiyoruz o potansiyeli. Menajeri de dört bir yandan kulüplerle görüşüyormuş, sanki Musaba değil de Haaland'ın ikizi. Özetle, Fenerbahçe'de bir yandan "kimseye vermeyiz" nidaları yükselirken, diğer yandan kasayı doldurmak için kapı pencere açık. Klasik Fener, her sezon aynı döngü, bakalım bu sefer sonu şampiyonlukla mı biter, yoksa yine "seneye artık" mı diyeceğiz?