Marsilya'dan Fenerbahçe'ye uzanan yolda Mason Greenwood için yapılan veda açıklaması, insanı ister istemez bir düşünceye sevk etti: "Bunlar iyi mi? Acaba güneş mi çarptı, yoksa bizim bilmediğimiz bir stratejik deha mı var işin içinde?" Düşünsenize, Fenerbahçe kadrosuna öyle bir yıldız katıyor ki, Fransız ekibi arkasından "Bizi Şampiyonlar Ligi'ne taşıdı, gol kralı oldu, yılın oyuncusu adayıydı, ama neyse, güle güle!" diye el sallıyor. Bu nasıl bir vedadır arkadaş? Sanki çayına şeker yerine tuz atmışlar da ondan yolluyorlar adamı!
Yeşil sahaların yeni fenomenlerinden Greenwood, Marsilya'da iki sezon top koşturmuş. İlk sezon 36 maçta 22 gol, 6 asist, toplam 28 gole doğrudan katkı sağlamış. Yetmemiş, takımı ligde ikinci yaparak Şampiyonlar Ligi biletini cebine koymuş. Normalde böyle bir performans gösteren adamın heykelini dikersin, kapısına altın kilit vurursun, değil mi? Ama Marsilya durmamış, ikinci sezonunda da 45 maçta 26 gol, 11 asist ile Ligue 1'in gol kralı olan, bir de üzerine UNFP Yılın Oyuncusu ödülü için finalist gösterilen bu 'sıradan' oyuncuya "Emeğine sağlık, yolun açık olsun" diyerek elveda demiş. Vallahi bizim kahvede bu performansı gösteren halı saha oyuncusu bile başka takıma gitse yas ilan ederiz, bunlar resmen pikniğe uğurlar gibi...
Şimdi gelelim işin en komik kısmına: Tüm bu destansı istatistiklerden sonra "oyuncu ve kulüp arasında yapılan ortak bir görüşmenin sonucudur" denmesi. Ortak görüşme dediğin herhalde Marsilya'nın "Artık seni kaldıramıyoruz, bu kadar gol, bu kadar asist bize fazla geliyor" demesiyle, Greenwood'un "Peki abi, napalım, kısmet Fenerbahçe'yeymiş" demesi falan olmalı. Fenerbahçe'ye adeta çifte kavrulmuş bir bayram hediyesi veren Marsilya'ya buradan kucak dolusu 'teşekkürler'imizi iletiyor, kendi yıldızını böyle göz göre göre elden çıkaran yönetimin akıl sağlığına ise diyecek söz bulamıyoruz. Belki de yeni bir felsefeleri vardır: "Fazla gol atmak takıma zarar verir, dengeyi bozar." Kim bilir?