Şimdi bakın arkadaşlar, bu futbol dünyasında 'vazgeçilmez' diye bir laf var ya, genelde o lafın edildiği oyuncu iki gün sonra bavulu toplar gider. İşte buyurun size taze örnek! Galatasaray'da Okan Buruk Hoca'nın 'olmazsa olmazım, defansın sigortası, taş gibi adam' diye öve öve bitiremediği Davinson Sanchez abimiz, 'ben gidiyorum' demiş. Ne iş? Hani vazgeçilmezdi? Anlaşılan vazgeçilmezlik sadece hocanın kafasındaymış, futbolcunun aklı başka yerlerdeymiş.
Peki nereye gidiyor bu Davinson? Efendim, İtalya'nın şirin mi şirin, göl kenarı kasabası Como'ya. Yani koca Galatasaray'dan çıkıp, Como'ya gitmek... Ne diyelim, zevkler ve renkler tartışılmaz. Herhalde göl manzarası falan cazip geldi bizim stopere. Como da öyle böyle bir teklif sunmamış ha, önce 20 milyon euro demişler, sonra biraz daha artırıp 25 milyon euro ve bonuslarla gelmişler kapıya. Bizimkiler de 'dur bakalım, o kadar kolay değil, 35 milyon eurodan aşağı olmaz' demiş, resti çekmiş. Haklılar tabii, vazgeçilmez adamın fiyatı da vazgeçilmez olur!
Ama işte bu 'vazgeçilmez' adamın vazgeçme isteği, bizim sarı-kırmızılı camiada hafiften bir 'eyvah' sesleri yükselmesine neden olmuş. E normal, bir anda defansın direğini kaybedeceksin... Yönetim de hemen 'şimdi ne yapsak, kim alsak' telaşına düşmüş. Alternatif arayışları falan başlamış. Yani demem o ki, bu transfer dönemi bitene kadar daha çok 'vazgeçilmez'in vazgeçtiğini, 'satılmaz' denenin satıldığını görürüz. Futbol bu, kimseye güvenmeyeceksin, hele de para kokusu aldıysa.