Şimdi gelin size kahve sohbeti tadında bir dedikodu aktarayım. Hani bazı takımlar sahaya çıkar futbol oynar, bazıları da adeta banka soymaya gelir ya... İşte bizim Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde tam da bu ikinci kategoriye girdi! Liverpool gibi ağır abiyi tek golle evine gönderdiler, 'nasıl oldu bu iş' diye soranlara da 'sana ne kardeşim, kasayı doldurduk mu doldurduk' der gibi baktılar. O tek gol sayesinde kasalarına tam 2.1 milyon Eurocuk attılar. Düşünsene, 90 dakikada milyonlarca Euro! Ben o kadar parayı rüyamda bile görmüyorum, bunlar tek golle hallediyor.
Bu zafer, hani o ilk maçtaki Eintracht Frankfurt fiyaskosunun (5-1 neydi öyle ya, halı saha maçı mı sandınız?) ardından adeta ilaç gibi geldi. Victor Osimhen'in penaltı golüyle oldu bu iş, yani topu filelere değil, direkt UEFA'nın banka hesabına yollamış resmen. Şampiyonlar Ligi arenasında, 'Önce 3 puanı alırım, sonra da bankamatik gibi para basarım' diyen bir Galatasaray izledik. Meğerse maç kazanmak kadar, o maçı kaç paraya kazandığın da önemliymiş bu devirde! Resmen futbolcu kardeşlerimiz, topla birlikte cebimizi de düşünüyorlar.
UEFA da sağ olsun, boş durmuyor; katılım ücreti, galibiyet primi, beraberlik primi diye paraları dağıtıyor. Galatasaray'a sadece katılım için 18.620 milyon Euro ödemişler zaten. Üstüne bir de Liverpool galibiyetiyle 2.1 milyon Euro daha... Vay be! Şimdi merak ettiğim tek şey, bu parayla kaç tane yeni 'süperstar' transfer edilecek ya da en önemlisi, kaç tane 'borçlar listesi' kalem silinecek? Kısacası, Cimbom'un bir golü sadece puan değil, resmen banka hesabını da şişirdi. Darısı diğer maçlara diyelim, kasalar dolsun, keyifler yerine gelsin!