Abi dur hele, oturduk kahveye, açalım şu futbol muhabbetini. Geçen hafta Galatasaray, Şampiyonlar Ligi'nde Liverpool'u İstanbul'da 1-0 yendi ya, İngiliz basını resmen şoktan şoka girmiş. Hani o 'Ada basını' dediğin, burnundan kıl aldırmayan tipler var ya, onlar bile kalkıp 'Galatasaray haklıydı' falan demeye başlamışlar. Sanırsın Rams Park'a geldiler, ‘Biz bu maçı cebimizden çıkarırız’ havasında, ama ne cepten çıktı ne de geri girdi, resmen kalenin ağlarına takıldı!
Maça gelince, BBC bile itiraf etmiş, 'Cehenneme Hoşgeldiniz' pankartı olmasa da, Rams Park'ın atmosferi tam bir düşmanlık örneğiydi diye. Adamlar topa dokununca sağır edici bir ıslık tufanı! Osimhen'in penaltı golüyle zaten tavan yapan ortam, Liverpool'un hayallerini suya düşürmüş. Guardian demiş ki, 'Osimhen iki tane daha kaçırmasaydı, yenilgi daha ağır olurdu.' Yani düşün, iyi ki kaçırmış bizim golcü, yoksa İngilizler sabaha kadar uyuyamazmış! Times da direkt yapıştırmış: 'Slot'un takımı, Galatasaray'ın sağır edici kazanında yumuşadı.' Resmen tencerede pilav gibi pişmişler maç boyunca.
Hele o Slot Hoca! Salah'ı 60 dakika yedek kulübesinde tutmak... Daily Telegraph direkt 'geri tepti' diye yazmış. E teper tabii! Liverpool zaten Crystal Palace'tan yenilip gelmiş, moralleri bozuk, bir de Salah'sız sahaya çıkınca iyice dağılmışlar. İngiliz basınının en çok taktığı yerlerden biri de penaltı pozisyonu olmuş. The Athletic 'yumuşak hissettirdi' dese de, Barış Alper'in suratına gelen kolu görmezden gelememişler. Yani Premier Lig'de böyle penaltı olmazmış... E burası Premier Lig değil ki kardeşim, burası Şampiyonlar Ligi! Independent da son noktayı koymuş: 'Liverpool sadece yenilmedi, aynı zamanda ezildi.' İşte böyle dostum, Galatasaray sadece üç puan almakla kalmadı, İngiliz basınını da ağzı açık bıraktı. Helal olsun!