Ulan Beşiktaş, sen de ne hayaller kurdun be! Lorenzo Pellegrini diye bir isim çıktı ortaya, 'acaba gelir mi, orta sahaya ilaç olur mu' derken, herkes bir havalara girdi. Roma'yla sözleşmesi bitiyordu falan, tam 'bedava' kapma fırsatı gibi duruyordu hani. Yeni hoca Vincenzo Italiano da işin içine girmiş, 'bizim takıma lazım' demişti hatta. Tamam, anladık, orta sahaya takviye şart, hatta olmazsa olmaz; ama her güzel rüya bir yerde sona eriyor, değil mi?
İşte tam da bu noktada İtalyan basını Tuttosport'tan bir haber düştü: Bizim Lorenzo efendi, öyle 'Beşiktaş'a gelirim de gezerim' falan dememiş, meğer evinin yolunu tutmuş! Kaptanlık, yuva sevgisi falan derken, resmen 'benim evim Roma, benim kasam Roma' demiş. Ama asıl bomba ne biliyor musunuz? Adam yeni sözleşmesi için maaşında indirime gitmeyi kabul etmiş! Eskiden 4.5 milyon euro alıyormuş, şimdi '2.5 milyon euro ve bonuslar yeter bana' demiş. Yahu bizimkiler 'benim kulübümde seve seve oynarım' deyince akla ilk ne gelir? 'Ama maaşıma dokunma!' dersin. Bu eleman tam tersini yapmış, 'maaşımdan da kırarım yeter ki burada kalayım' diye pazarlık yapmış. Helal mi demeli, yoksa 'ne salak adam' mı demeli bilemedim, kararı size bırakıyorum.
Neyse, bu fedakarlığın sonucu olarak da 3 yıllık yeni sözleşme kapıda. Adam 30 yaşında, Roma altyapısından çıkmış, arada Sassuolo'ya gidip gelmiş ama 'aslını inkar etmez' hesabı, yuvasına sıkı sıkıya sarılmış. Geçen sezon 33 maçta 7 gol, 4 asist yapmış ki fena rakamlar değil. Demek ki hoca da, yönetim de bu performansa ve bağlılığa ikna olmuş. Ee ne diyelim, Beşiktaşlı dostlarımız başka bahara, başka orta sahaya. Bu arada, bu kadar kulüp sevgisi parayla satın alınmaz derler, ama bu sefer parayı da kesmişler. Enteresan valla, bizim oralarda pek görülmez böyle şeyler.