Yine mi penaltılar? Kaderin cilvesi diyelim mi, yoksa topa vurmayı bilmemek mi? Avustralya, 2026 Dünya Kupası hayallerine Mısır karşısında, futbol tarihinin en acımasız bitişiyle veda etti: tabii ki penaltılarla! Sahada ter döken isimlerden biri de bizim Türk asıllı gururumuz, 35'lik delikanlı sol bek Aziz Behiç'ti. Belli ki o da maçtan sonra kendine gelmekte zorlanmış ama yine de mikrofonlara konuşmuş, hem de koca yüreğini ortaya koyarak.
Aziz Behiç, önce canımız ciğerimiz Türk taraftarlara kucak açmış, 'kalbimde Türkiye'nin yeri ayrı' falan filan diyerek gönülleri fethetmiş. E tabii, zor zamanda destek görmek güzeldir. Sonra da o meşhur 'her şeyimizi verdik, iyi takımdık, yenilmek oyunun bir parçası, canımız yanıyor ama başımız dik' tiradını döşenmiş. Klasik futbolcu açıklamasıdır bu, sanki başka ne diyecekti? 'Aslında çok da kasmadık' mı diyecekti yani? Olayın sıcaklığıyla bunları söylemesi normal, ne de olsa kupa hayalleri suya düştü.
Gelelim esas mevzuya: penaltıları kaçırıp Avustralya'yı Dünya Kupası'ndan eden Souttar ve Herrington ikilisi. Aziz Behiç, tam bir ağabey gibi arkalarında durmuş. 'Bu oyunun bir parçası, kendilerine güvendiler' demiş. Souttar'ın tecrübesi varmış, eee, o zaman neden kaçırdı diye sormak lazım ama Aziz oralara girmemiş, haklı olarak. Genç Herrington için ise durum daha bir ilginç: 'Topu penaltı noktasına koyman bile yeterliydi evlat!' demiş resmen. Hani sanki topu oraya koymak ayrı bir başarıymış gibi. 'İleride ondan büyük şeyler bekliyorum' diyerek de, bu çocuktan penaltı golleri değil de, daha çok topu penaltı noktasına doğru düzgün koymasını beklediğini ima etmiş sanki. Helal olsun Aziz'e, düşene böyle kol kanat gerilir, ne de olsa takım arkadaşı!