Arkadaşlar, hatırlarsınız, bizim Enzo Fernandez geçtiğimiz sezon durup dururken, 'Ya Madrid ne güzel şehir, Buenos Aires'e benziyor, orada yaşarım ben' gibisinden masumane bir açıklama yapmıştı. Ne var bunda demeyin! Chelsea'nin o zamanki hocası Liam Rosenior abimiz hemen 'Kültürümüz bozuldu!' diye yaygarayı koparıp çocuğu iki maç kadro dışı bıraktı. Sanki Enzo transfer görüşmesinde suçüstü yakalanmış, alt tarafı Avrupa'da beğendiği şehri söylemiş. Yani adam bir şehrin havasını suyunu da beğenmeyecek mi, pes! Hayatında belki de ilk kez bu kadar masum bir sebeple ceza yiyen futbolcu tarihe geçti desek yeridir.
E tabii, bu 'Madrid'de yaşarım' lafı, sağ olsun spekülasyon kazanını hemen kaynatmaya başladı: 'Enzo, Real Madrid'e mi gidiyor?' diye dedikodular alıp başını yürüdü. Tam da Enzo bu şehir sevdası yüzünden cezasını çekmişken, olaylara bir de Real Madrid bombası düştü. İspanyol devi, kulüp sitesinden resmi açıklama yayınlayıp, 'Yok arkadaş, bizim kimseyle doğrudan ya da dolaylı bir görüşmemiz, girişimimiz olmadı' diye bas bas bağırdı. Resmen Enzo'ya, 'Sen durduk yere niye ceza yedin ki, biz seni istemiyoruz ki!' demenin kurumsal yolu bu olsa gerek. Çocuğun zaten morali bozuk, bir de üstüne buz gibi su döktüler resmen.
Öyle de kibar bir dille reddetmişler ki, sanırsın Enzo çay davetlerine icabet etmemiş: 'Enzo Fernandez'e ve kurumsal ilişkilerini sürdürdüğü Chelsea'ye en derin saygılarımızı sunuyoruz.' Bravo! Önce ceza yiyorsun, sonra hayranı olduğun şehirde oynayan takım sana resmen kapı gösteriyor. Enzo'cuğum, hayat bu işte. Bazen ne kadar istesen de, aşkın karşılıksız kalır. Bir şehri Buenos Aires'e benzetmekten bu kadar tokat yiyen başka futbolcu var mıdır acep? Mourinho da takıma gelmişken Real Madrid'in bu kadar net olması da şaşırtmadı aslında. Geçmiş olsun diyelim, belki şimdi Chelsea taraftarına biraz daha yaranır da, Madrid'i aklından çıkarır.