Evet sevgili futbolsever dostlar, nihayet o merakla beklenen haber geldi! Fenerbahçe'miz, Düzce'nin o mis gibi yayla havasında, Topuk Yaylası'nda geçirdiği "yoğun" 8 günlük kamp dönemini geride bırakıp, soluğu İstanbul'da aldı. Vay be, sekiz gün mü geçmiş? Sanki dünya turu atmışlar gibi bir havaları var şimdi, iki gün sonra bir daha uçağa binecekler. İsmail Kartal hocamız da herhalde futbolcuların dağ çileği ve sucuk ekmekten fazlasına ihtiyaç duyduğunu fark etmiş olacak ki, 'Hadi çocuklar, medeniyet sizi bekler!' diyerek serbest bırakmış. Bu arada not düşelim, takım 2026-2027 sezonu için hazırlanıyormuş. Geleceğe yatırım dedikleri bu olsa gerek, helal olsun!
Topuk Yaylası'nda taraftara açık antrenmanlarla göz boyadılar; eminim taraftar da 'Acaba yeni yıldız transferini mi göreceğiz?' diye gelip, 'Top sektirenleri izlemeye mi geldik biz şimdi?' diye homurdana homurdana dönmüştür. Neyse, en azından formda olduklarını görmüşlerdir. Son antrenmanı basına kapalı yapmışlar, herhalde gizli bir taktik falan denediler; mesela topa vurduklarında 'şuuut' diye bağırmak gibi. Ardından da karayoluyla, yani bildiğimiz otobüsle İstanbul'a dönmüşler. Ne sandınız, uzay gemisiyle mi döneceklerdi?
Şimdi oyuncularımıza iki günlük bir 'özgürlük' molası verildi. Evlerine gidip yatağa hasret giderecekler, annelerinin yemeklerini yiyecekler diye düşünmeyin sakın! Zira 5 Temmuz Pazar günü, henüz Topuk Yaylası'nın kokusu üzerlerinden gitmeden, hoop doğru Avusturya'ya uçacaklar. Yani demem o ki, yayla faslı bitti, şimdi sıra Avrupa'da dağ havası almaya ve tabii ki bol bol top koşturmaya geldi. Fener'in bu yazki macera parkuru hız kesmeden devam ediyor. Darısı diğer takımların başına diyelim, onlar da bari bir yayla havası alsınlar!