Ulaaaan kankaaaa, kahve demli mi? Bak şimdi, Avrupa'da fırtınalar estirecek dediğimiz takımlarımızın maçlarına kimler düdük çalacakmış, UEFA nihayet o sır perdesini aralamış. Fenerbahçe-Nice eşleşmesi var, hani şu Fransa'nın 'bizim topçularımız kibar' diye hava attığı Nice'le bizim canavar Fener... Biliyorduk ortalık karışacak, tansiyon tavan yapacak diye. Ee, tabii ki buna sıradan bir amca oğlu hakem yollamayacaklar, değil mi? Sağ olsunlar, Sırp hakem Srdjan Jovanovic'i göndermişler. Jovanovic diyoruz, bak soyadından bile belli, bu adam boş değil. Umarım bizimkilerin canını sıkmaz da, gollerimizi es geçmez. Yoksa Avrupa'da yine 'VAR nerede, anam nerede?' diye isyan bayrağı açarız, şimdiden söyleyelim.
Gelelim Samsunspor'umuza! Onlar da Polonya'da, Legia Varşova gibi dişli bir rakibe karşı 'Hamsi Gücü'nü konuşturacaklar. Bu kapışmanın düdüğünü çalacak isim ise Fransız Jeremie Pignard. Vay vay vay, Fransız hakem... Umarım Nice maçının ahını Samsun'dan çıkarmaz da, bizim Karadenizlilere haksızlık etmez. Malum, hakem dediğin bazen sahnenin başrolünü oynar, bazen de görünmez kahraman olur. Bizim dileğimiz, herkesin işine gücüne bakması, topun çizgiyi geçene kadar beklemesi, düdüğü de sadece gerektiği yerde çalması.
Neyse arkadaşlar, işin şakası bir yana, hakemler de insan evladı, onların da işleri zor. Ama artık bıktık 'vay hakem!' diye isyan etmekten. Bizim tek temennimiz, adil bir yönetimle, maçların sahaya yakışır, top gibi, futbol gibi geçmesi. Bakalım bu yeni misafirlerimiz, takımlarımızın Avrupa hayallerine çomak mı sokacak, yoksa yolu mu açacak? Hep beraber izleyip göreceğiz. Ama benim içime doğuyor, yine bir 'o pozisyonda düdük çalınır mıydı şimdi?' muhabbeti yapacağız sanki...