Eveeet, yeni sezonun klasik hikayeleri gelmeye başladı. İsmail Kartal yönetimindeki Fenerbahçe, Düzce Topuk Yaylası'nda ter dökmeye başlamış. Hani derler ya, 'Yayla havası iyi gelir,' ama eminim bizim oyuncular şu an o havayı pek teneffüs edemiyor, burunlarından soluyorlardır. Malum, İsmail Hoca'nın olduğu yerde futbolcuların yüzü gülmez, bacakları yanar! Basına açık kısım salon çalışmasıyla başlamış, sanki hepsi podyuma çıkacakmış gibi kas yapıyorlar, yazın fit olma çabaları işte.
Sonra sahaya çıkmışlar, 'aman tanrım' dedirten bir ısınma sonrası gruplar halinde top kapma ve pas çalışması. Sanki topu ilk kez görüyorlar, 'acaba nasıl kullanılıyordu bu yuvarlak şey?' diye şaşkın şaşkın birbirlerine pas veriyorlardır. Basına kapalı bölümde ise 'sır gibi' taktiksel çalışmalar yapılmış. Muhtemelen İsmail Hoca 'Kim koşmazsa haftaya yedek kulübesini boylar!' taktiğini anlatmıştır, kim bilir. Bu arada Vedat Muric yine sakatlık listesinde, herhalde yeni sezona formda girme geleneği bozulmayacak. Talisca ile Asensio ise 'bizim acelemiz yok' dercesine takıma yavaştan katılmış, yavaştan ısınıyorlar.
Archie Brown ile Cengiz Ünder de salonu mesken tutmuş. Herhalde geçen sezon koşmadıkları kadar koşmaları için özel bir program uygulanıyor, 'Koş Cengiz koş, forma böyle kazanılır!' diye bağırıyorlardır içlerinden. Anlayacağınız Topuk Yaylası'nda adeta 'eziyet kampı' başlamış durumda. Yarın bir de çift idmanla bu 'işkence' devam edecekmiş. Hadi bakalım, İsmail Hoca'nın 'futbolcuları terden boğma' operasyonu tam gaz sürüyor, umarız sonuçları sahadaki performanslarına yansır, yoksa bu kadar ter boşa gider vallahi!