Abi şimdi biz sürekli futbol, şampiyonluk falan konuşuyoruz da, bak geçen gün öyle bir koşu oldu ki, insanın inanası gelmiyor! Hani bizim forvetler topa yetişemiyor ya bazen, işte orada atlar bir koştu, bizimkilere ders olsun diye sanki! 1927'den beri düzenlenen, yani bildiğin asırlık çınar gibi bir organizasyon, Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına yapılıyor, öyle sıradan bir pazar maçı değil yani.
Bu yıl da, Halis Karataş diye bir abimiz var, hani bizim takımın efsane kaptanları olur ya, o da atların efsanesi galiba. Bay Nalçakan diye bir atla öyle bir iş çıkardı ki, rakip atların jokeyleri 'Hocam topu bize de atsanız' diye isyan etmiştir herhalde. Dediğim gibi, topu ayağına alıp gol atan değil, dört nala koşup bitiş çizgisini geçen Bay Nalçakan, 100. Gazi Koşusu'nun kupasını evine götürdü. Vallahi helal olsun, öyle bir sürat, öyle bir kondisyon... Bizim stoperler görse 'Abi biz ne iş yapıyoruz' derlerdi herhalde.
Ama asıl bomba ne biliyor musun? Bu yarışı izlemeye tam 67.200 kişi gelmiş Veliefendi Hipodromu'na! Şaka değil! Bizim stadyumlar bile bazen bu kadar dolmuyor, 'hava soğuk', 'maç erken saatte' diye bahaneler buluyoruz. At yarışı dediğin şeye 67 bin kişi akın etmiş! Demek ki doğru kadro kurulursa, atlarda da olsa, seyirci coşuyor! Neyse, şaka bir yana, 100 yıldır devam eden bu geleneği yaşatan herkese teşekkürler. Bizim futbolcular da arada bir Veliefendi'ye gidip motivasyon alsa fena olmaz hani. Belki koşmayı öğrenirler!