Bizim Aziz Başkan, seçilirken 'iki forvet alırım!' diye parmak sallamıştı ya hani? Vedat Muriqi'yi aldık, eyvallah. Ama ikincisi için ortalık şenlik yeri oldu resmen! Uzun zamandır dilimize pelesenk olan Guirassy vardı gündemde. Ama gelin görün ki, Borussia Dortmund denen keresteler, 'biz buna 40 milyondan aşağı vermeyiz arkadaş!' diye bir tutturdu, bizim Başkan'ın sabır katsayısı ki normalde de çok 'geniş' değildir, bu sefer hepten ipin ucunu kaçırdı. Bardağı taşırmak ne kelime, su taştı, bardak kırıldı, masa da ıslandı yahu!
Eee, ne olacak şimdi? Başkan da 'Tamam abi, sen o fiyata kendi takımına alırsın artık!' demiş olacak ki, çat diye rotayı İngilizlerin Crystal Palace takımına, Jean-Philippe Mateta'ya çevirmişler. 'Kim bu Mateta?' derseniz, bizim İsmail Kartal hocamız 'olur olur, topu ayağına verin yeter!' tadında bir rapor vermiş, yani 'oK' tuşuna basmış. Üstelik Crystal Palace da 'Tamam, bize 30 milyon euro verirseniz bu işe varız' demiş. Bakın, Dortmund'dan tam 10 milyon Euro 'indirimli'! Sanki 30 milyon, mahalle bakkalından ekmek alır gibi bir para değilmiş gibi bir sevinç var ortada, al işte pazarlık yaptık falan...
Şimdi bakalım bu Mateta macerası neye bağlanacak? Gelecek mi, yoksa 'aaa bu da pahalıymış yaa' denip başka bir isme mi döneceğiz? Malum, bizim transfer piyasası bildiğiniz dizi film gibi, her hafta yeni bölüm. Guirassy gitti, Mateta geldi... ya da gelmeye çalışıyor. Taraftar deseniz, ağzı kulaklarında bekliyor. Aman diyelim, bu transfer de suya düşerse, Aziz Başkan'ın sabır kasasında bu sefer gerçekten 'yedek akçe' bile kalmaz, sonra ne yaparız bilmiyorum!