Yahu arkadaş, ne ara başladık ne ara elendik anlamadık! Bizim A Milli Takım, 2026 Dünya Kupası'na resmen 'Merhaba' demeden 'Güle güle' demiş. Avustralya'dan ve Paraguay'dan yediğimiz darbelerle daha grup aşamasında havlu atmışız. Bülent Timurlenk de sağ olsun, NTV'de Kupa Günlüğü programında bu can sıkıcı duruma parmak basmış, kahvelerimizi içerken masaya yumruğunu vurmuş adeta: "Montella kalsın mı?" sorusuna cevabı net: "Hayır!" Kısacası, bizim İtalyan hocanın valizleri hazırlanıyor gibi...
Timurlenk abi, Montella'nın kalmaması için öyle mantıklı sebepler sıralamış ki, insanın itiraz edesi gelmiyor. "Eylül'de İtalya, Fransa, Belçika maçları var diye tutmayız, futbolun değişmez kuralıdır: Başarısız oldun mu, güven bitti mi, yollar ayrılır." demiş. Hani Real Madrid'de Schuster zamanında "Barcelona'yı yenemeyiz" dedi de anında kapının önüne koydular ya, işte o meşhur 'güven' mevzusunu hatırlatmış. Montella'nın iki büyük maçta aynı hataları yapıp, bir de üzerine "kader" demesi Bülent Timurlenk'i çileden çıkarmış belli ki: "Hatalarından ders çıkarmayan, bunu kadercilikle açıklayan bir hocanın kalacağını düşünmüyorum." demiş. Valla Timurlenk, sen haklısın. Futbol bu, kadercilikle olmaz, icraat lazım!
Ancak Timurlenk'in asıl derdi sadece Montella değil, Türk futbolunun genel gidişatı. Hacıosmanoğlu-Terim arasındaki boş polemiklere de değinmiş, "Milli takım düzeyinde başarısızsak, çözümü bu atışmalarda arayamayız" diyerek bizim memleketin meşhur 'laf dalaşı' hastalığına isyan etmiş. Asıl sorunun altyapı olduğunu vurgularken, prim mevzusunu da Hakan Çalhanoğlu üzerinden öyle bir sallamış ki, "Aldığınız Dünya Kupası primiyle 150 bin çocuğa krampon ve top alınır!" diye serzenişte bulunmuş. İşte bu! Arda Güler gibi 'endemik bitki' dediğimiz nadide yetenekler öyle havadan gelmiyor, sahalara, altyapıya yatırım yapmak lazım. Yani TFF'ye mesaj net: Amerika dönüşü "81 ilimize 810 saha yapacağız" deyin, boş polemikleri bırakın! Hadi bakalım, top şimdi sizde federasyon!