Beşiktaş'ın eski yöneticilerinden Serkan Reçber abi, sonunda Rafa Silva mevzusuyla ilgili ağzındaki baklayı çıkarıvermiş! Meğersem o dönem Rafa reis, öyle kuru kuruya 'gitmek istiyorum' dememiş, bir de üstüne dersine çalışıp ince eleyip sık dokumuş. Özellikle 'belim ağrıyor' taktiği, UEFA'nın bile karışamadığı bir bölge olduğu için adeta bir futbolcu değil, sanki hukuk profesörü gibi hareket etmiş mübarek! Bizim bile yoldan çevirsek belinde fıtık çıkacak adamlara MR çektiriyoruz, Rafa'nın belinde sadece 'gitme isteği' çıkmış. Takım fitness yaparken o minderde açma germe hareketleriyle yetinmiş, sanki bir futbolcu değil de pilates hocası edasıyla takılmış.
Antrenmanlarda da durum pek farklı değilmiş. Bizimkiler kan ter içinde yüksek şiddetli sprintler atarken, Rafa kardeşimiz 30 km/s hızın yarısından bile az bir tempoyla (22-23 km/s) 'ben yürürüm de gelirim' modundaymış. Tam atletik ekip 'Rafa, n'apıyorsun evladım?' diyecekken, Sergen Hoca'nın efsanevi 'Aman bırakın, ellemeyin, nasıl istiyorsa öyle yapsın!' fermanı yetişmiş. Hani bazen maçta topu bırakırsın kendi aksın diye, Sergen Hoca da Rafa'yı kendi haline bırakmış anlaşılan. Resmen 'Salın gitsin, başımızdan' demiş hoca, ne yapsın!
Yetmedi, bu arkadaş sadece antrenmanda değil, kan ve idrar testlerinde de 'Ben yokum aga!' triplerine girmiş. Sanki vampir filmi çekiyorlar, kan vermemek için kırk dereden su getirmiş. Bu kadarına iletişim de işlemez tabii, adam gitmeye yemin etmiş. E haliyle biz içeriden bu 'bel ağrısı' efsanesini taraftara anlatamadık. Millet sandı ki adam sakat sakat oynuyor, mücadele ediyor, oysa adam bildiğin 'sakat ayağına yatmış', gitmeye kafayı takmış. Ama sonunda ne oldu? Rafa gitti gitti de, cebimize 7 milyon Euro bıraktı. Helal olsun Rafa, belin sağ olsun! Sonuçta Beşiktaş'ın menfaatleri her şeyden önemli, biz de o parayla belini doğrulturuz artık.