Arkadaşlar, bildiğiniz üzere 2026 Dünya Kupası'nda bizim A Milli Takım, sağ olsun, 'hızlı giriş, hızlı çıkış' stratejisiyle bir ilke imza attı. Daha millet turnuvanın açılış seremonisini bitiremeden, bizimkiler bavulları toplayıp 'Alo taksi!' dedi resmen. D grubunda Avustralya ve Paraguay'a karşı gösterdiğimiz 'muhteşem' performansın ardından, iki maçta iki yenilgiyle turnuvaya erken veda ettik. Hani sanki kahve molası için gelmişler de, 'Ya boş verin, maça mı çıkacağız şimdi?' deyip geri dönmüşler gibi oldu. Gerçekten de 'Dünya Kupası'nın tadına doyamadık' diyebiliriz, çünkü doyamadık! Turnuva başlamadan bitirdiğimiz ender başarılarımızdan biri oldu yine. Bravo, çocuklar!
E tabi böyle 'jet hızıyla' bir vedanın bedeli de oldu. FIFA sağ olsun, güncelledi sıralamaları. Dünya Kupası öncesi 22. sıradaydık, fena değil diyorduk. Ama ne gezer! Avustralya ve Paraguay yenilgileri sağ olsun, bir anda kendimizi 32. sırada bulduk. Yani anlayacağınız, 10 basamak birden düşüş. Sanki dağın zirvesinden aşağı yuvarlanmışız gibi. Hani bir şeyi iyi yaparız diye bekleriz de, sıralamada düşüş yaşama rekorunda dünya ikincisi olmak da ayrı bir yetenek ister! Tunus kadar hızlı düşemedik ama ikinci olmak da fena değil, sonuçta bir 'başarı' bu da!
Şimdi önümüzde bir de son 'vazife' maçı var. D grubundaki son maçımız, turnuvanın ev sahiplerinden Amerika Birleşik Devletleri'yle. Cuma günü sabaha karşı 05.00'te başlayacak. Bu saatte maçı izlemek için herhalde kahve ve enerji içeceği stoğu yapmak lazım, zaten takım da yorgunluktan değil de, moral bozukluğundan uyuyabilir maçta! Belki diyorum, son maçta hiç olmazsa bir gol atarız da, 'Bu Dünya Kupası'nda en azından gol attık' diye bir teselli buluruz kendimize. Yoksa bu gidişle 'katıldık mı, katılmadık mı belli değil' diyecekler.