Arkadaşlar, hani "Dünya Kupası'na gittik" derken, sanki biraz yanlış anlaşıldık galiba. Bizimkiler 24 yıl sonra gitmişken, anlaşılan o ki "turistik gezi" konseptini biraz abartmışlar. Daha bavulları tam açamadan, Paraguay'dan yediğimiz tek golle tıpış tıpış eve dönme vakti geldi. Vincenzo Montella'nın takımı, ikinci maçta da patlayınca, sadece bizim değil, kendi memleketi İtalya'nın da gündemine oturdu. Vallahi Montella'ya 'ne yaptın aslanım' der gibi bir halleri var İtalyan basınının.
İtalyanlar da sağ olsun, bizim yaralı halimize tuz biber ekmekten çekinmemişler. La Gazzetta dello Sport'undan Corriere dello Sport'una, 'Montella'nın Türkiye'si elendi', 'Felaket', 'Sansasyonel düşüş' manşetleriyle döşemişler. Hadi biz yine 'olur böyle vakalar' diyoruz da, kendi vatandaşı Montella'yı 'İtalyan teknik adamın çöküşü' diye etiketlemişler, ayıp olmuyor mu yahu? Bir de 68. saniyede gelen Galarza golü var ki, daha çayımızı demleyemeden topu ağlarda gördük. Mert Müldür'ün direkten dönen kafası da tuz biber oldu, sanki direk 'Bu gol burada olmaz' diye fısıldadı kulağına, şanssızlığımız gollük atışları bile sevmiyor!
Montella da maç sonrası çıkıp, "65 şuta karşı çok az şansla gol yedik, böyle iki maça kariyerimde rastlamadım" demiş. Hocam, 65 şut çekip gol atamıyorsak, o zaman biz de 'böyle iki maç' görmedik kariyerimizde! Şanssızlık falan hikaye, top direği görüp geri geliyorsa, orada bir durup düşünmek lazım. Mediaset ise "Montella ayrılığa doğru" diyerek konuyu kapatmış bile. Yani diyorlar ki, "ABD maçı hikaye, hoca valizi hazırlasın." Kenan Yıldız'mış, Arda Güler'miş, 'genç altın jenerasyonmuş', hepsi kariyerinin başında bu travmayı yaşadı. Neyse, bir sonraki Avrupa Şampiyonası'na Montella'sız, belki daha şanslı bir başlangıç yaparız. Kim bilir, belki o zaman direkler de bizim tarafımıza geçer.