Arkadaşlar, duymayan kalmadı herhalde, bizim A Milli Takım 2026 Dünya Kupası serüvenine San Francisco'da Paraguay'a 1-0 yenilerek veda etmiş. Gruptan çıkma hayallerimiz topu topu iki maç sürdü yani. Maçın ardından Merih Demiral çıkmış, adeta bir özür senfonisi icra etmiş. 'En üzüldüğüm maç oldu,' diyor, 'Türk halkından özür diliyoruz,' diyor. Sanki ilk defa eleniyoruz, sanki daha önce hiç üzüntüden yerlere yatmadık. Abim, bu kadar da dramatize etmeyin, zaten izlerken biz de drama yaşadık yeterince!
Merih'in açıklamalarındaki 'ince' detaylardan biri de şu: 'İki maçta 70-75 şut çekmişiz. Olmayınca olmuyor.' Kardeşim, o şutlar kaleye girmediği sürece isterse 750 şut çekin, ne yazar? Hani kaleciden mi döndü, direkten mi döndü, top kendini mi attı dışarı? Yok! Şut var, gol yok. E o zaman olmuyor tabii ki! Gruptan çıkma şansını elden kaçırdıktan sonra 'çok üzgünüz' demenin ne faydası var, değil mi? Sanki üzüntümüzden puan veriyorlar.
Tabii, Merih bir de 'hepimiz sorumluyuz' diyerek topu biraz dağıtmış, hatta Montella bile soyunma odasında 'mücadelemizden memnun'muş. Hocam, mücadele tamam da o şutlar gol olsa, o zaman daha çok memnun olmaz mıydınız? Neyse, tesellimiz neymiş? Son ABD maçını galibiyetle bitirip 'halkımıza unutturmak'mış. Ya Merih'çiğim, Dünya Kupası'ndan elenmeyi bir maçla unutturmak biraz iddialı değil mi? Hadi diyelim unuttuk, bir dahaki kupaya kadar yine bekleyeceğiz. Ama ne diyelim, biz de her zamanki gibi bekleriz, belki bir dahaki sefere o şutlar çizgiyi görür de bu kadar 'en üzüldüğümüz maç' olmaz.