Gençlerbirliği Teknik Direktörü Hüseyin Eroğlu, Kayserispor deplasmanında 1-1 berabere kalmanın ve üstelik bunu 9 kişiyle başarmanın garip bir zafer olduğunu söyledi. Belli ki maç sonu basın toplantısında içinden "Hocam, ne yaptın sen ya?" diye geçiren Eroğlu, ikinci kırmızı kart için "Oyuncunun teması var ama ağır değil, bence ağırdı" diyerek hakem kararına kibarca (!) isyan etti. Haksız da değil hani, saha kenarında durup takımın birer birer eksilmesini izlemek, hele ki "bedava dağıtılan" kartlarla, insanı çileden çıkarır. Resmen, sahada 'az kişiyle çok iş başarma' semineri vermişler!
Maçın zor olacağını biliyorlarmış ama bu kadarının "fazla mesai" olacağını tahmin etmemişler. İlk yarıda Gençlerbirliği oyuncuları sanki oyuna değil de başka bir maça bağlanmış gibiymiş, pas hataları havada uçuşmuş. Hatta Eroğlu'nun dediğine göre "istediğimiz performansı ortaya koyamadık" demesine rağmen, bir şekilde gol bulup 1-0 öne geçmeyi başarmışlar. İşte buna mucize denir! Kaleci Erhan da sanki kalede değil de Berlin Duvarı gibiymiş, ilk yarıda takımı ayakta tutmuş. Plan da tutmuş gerçi, kötü oynarken öne geçmek, tam bir hoca dehası!
İkinci yarıda Kayseri'nin can havliyle geleceği malumdu, ama kim bilirdi ki bu "can havli" Gençlerbirliği'nin gardını düşürecek? Önce ilk kırmızı kart geldi, Eroğlu ona "doğruydu" dedi, eh o zaman diyecek bir şey yok. Ama sonrasında gelen ikinci kırmızı kart için "ağır karar" feryatları başladı. Haklı adam, 10 kişi savunma yaparız dersin, 9 kişi kalırsın... Artık taktik 5-3-1'den "kalede toplanın, geçit vermeyin"e dönmüştür büyük ihtimalle. Oyuncularını tebrik etmeyi de ihmal etmedi Eroğlu, haklı olarak. 9 kişiyle bir puan almak mı, yoksa 11 kişiyle galip gelmek mi? Bazen azlık, çokluktan iyidir ama yine de 11 kişiyle bir galibiyet herhalde daha çok içlerine sinerdi.