Abi Kayseri'de öyle bir maç oynandı ki, sanırsın Hollywood senaryosu yazılmış, yönetmen de 'dram ve komedi karışımı olsun' demiş. Gençlerbirliği, 'biz bu işi ciddiye alırız' edasıyla Oğulcan Ülgün'ün 26. dakikada attığı golle ilk yarıyı 1-0 önde kapattı. Her şey tıkırındaydı, ne güzel gidiyorlardı be!
Ama gel gör ki, ikinci yarıda bizim Gençlerbirliği oyuncuları sahada futbol oynamaktan çok, 'en az kişiyle nasıl mücadele ederiz' deneyi yapmaya karar vermişler galiba. Önce Sekou Koita 50. dakikada, sonra da Daryl Franco 70'te, sanki 'takım kalabalık oldu, biraz havalansın' dercesine kırmızı kartları görüp duşa gittiler. Takım bir anda 9 kişi kaldı, resmen halı sahada adam eksilmiş gibi oldular, karşı takım da sanki "Hadi beyler, şimdi 9'a karşı maç mı olur?" diyecek sandık!
Gel gör ki bu 9 cesur yürek, "biz bu maçı versek de olay çıkmaz" demeyip, akıl almaz bir direniş gösterdi. Dakikalar 90'ı gösterirken bile öndelerdi! Ama tabii Kayserispor da boş durur mu? Onlar zaten ligin 'Beraberlik Şampiyonu' olmaya oynuyorlar, bu sezon beşinci kez berabere kalarak bu unvanı perçinlediler. Indrit Tuci sahneye çıktı, uzatmalarda 90+1'de 'Dur! Beraberlik kaçmaz!' dedi ve maçı 1-1'e getirdi. Resmen 9 kişiye karşı son saniye golüyle puanı kurtardılar, sanki şampiyonluk maçı kazanmış gibi sevindiler! Sonuç 1-1, yani ne Gençlerbirliği tam sevindi ne Kayserispor tam üzüldü... Klasik Süper Lig işte, beklenen!