Fenerbahçe, Antalyaspor'u 2-0 yendi, eyvallah. Ama skor tabelasına aldanmayın sevgili dostlar, kazandık diye her şey güllük gülistanlık sanmayın. Maçın ardından sahneye çıkan spor yorumculuğunun duayenlerinden İlker Yağcıoğlu, "Ben bu filmi daha önce izlemiştim" dercesine maçı bir güzel irdeledi. Hocanın ilk tespiti mi? Takımın temposu... Meğer bizim sarı-lacivertliler maç boyunca değil topu hızlı koşturmak, sanki pazar sabahı kahvesini yudumluyor gibi hareket etmişler. Tadic ve Dzeko olmasa, herhalde skorbordda hala 0-0 yazardı, diğerleri de sahada 'slow motion' çekimindeydi diye düşünüyorum. Hatta bir ara İsmail Yüksek sahada tek başına, adeta bir kahraman gibi takılmış, diğerleri sanki ara vermiş çay içmeye gitmiş!
Şimdi İlker Hoca'nın sözleri cuk oturuyor: "Bu oyunla şampiyonluk mu? Güldürmeyin beni! Anca mahalle maçında falan." Bir de üstüne teknik direktör belirsizliği var ki sorma gitsin. Oyuncular topun peşinden koşacaklarına, "Acaba yarın kimin bavulu hazırlanır?" diye dedikodu kazanında kaynıyorlarmış gibi. Yani düşünün, hoca sana taktik veriyor, sen de içinden "Abi seneye sen de var mısın ki?" diye düşünüyorsun. Bu kafa karışıklığıyla başarı olur mu, Allah aşkına?
İlker Yağcıoğlu da dayanamamış, "Dost uyarısımdır," diye söze başlayıp adeta Fenerbahçe yönetiminin kapısına dayanmış. Başkan Sadettin Saran'a da açıkça çağrı yapmış: "Ya devam et ya da tamam de, ama bir an evvel! Bir de, kusura bakmasınlar ama, bazı oyuncuların biletlerini hemen kesmek lazım. Hatta mümkünse tek yön bilet olsun, nereye isterlerse oraya gitsinler!" Haklı da adam, futbolculara bir hareket, bir panik gerek ki kendilerine gelsinler. Yoksa bu rahatlıkla şampiyonluk değil, seneye Avrupa biletini bile zor keserler, benden söylemesi!