Yine bir Arsenal maçı, yine tansiyonlar tavan, yine kalp krizi riski! Premier Lig'de lider Liverpool'un peşini bırakmayan Topçular, Newcastle deplasmanında adeta 'Bu maçı nasıl zora sokarız?' der gibi oynadı. İlk yarıda Newcastle, yaz transferinde kadrosuna kattığı Nick Woltemade'nin 34. dakikadaki golüyle öne geçti. Ah Newcastle'ım, o sevinç niye o kadar erken yaşanır ki? Maç daha 34. dakikada, önünde koca bir ikinci yarı var... Bir de üstüne, Arsenal'ın penaltısını VAR iptal etti; VAR dediğin de zaten her zaman ortalığı karıştırmaya bayılır, değil mi?
Ama ikinci yarıda hikaye değişir mi? Değişmez mi? Arsenal dediğin takım, dramayı sever arkadaş! İkinci yarı baskıyı iyice artıran Topçular, sahaya sonradan girip 'Bakın ben buradayım!' diyen Mikel Merino'nun 85. dakikadaki golüyle skoru eşitledi. Tamam, 'berabere bitti' diyecekken, işte o meşhur 90+6... Maç bitti, düdük çaldı denirken, sahneye Gabriel çıktı ve o inanılmaz golü ağlara yolladı. O dakikada Newcastlelılar'ın yaşadığı şoku düşünün, herhalde gol sevinçlerinden daha büyük bir travmadır!
Neyse efendim, bu 'ölümden dönme' senaryosuyla Arsenal sahadan 2-1 galip ayrılıp yenilmezlik serisini 3 maça çıkardı ve Liverpool'u kovalamaya devam etti. Puanlar 13 oldu, Topçular taraftarları da yine bir maç daha genç yaşta saçlarına ak düşürdü. Newcastle ise, sevgili dostlar, üst üste ikinci kez puan kaybı yaşayarak 6 puanda kaldı. Onlar da herhalde bu akşam bol bol 'keşke' diyecek, bu dakikada gol yenir mi diye kendini yiyecek. Futbol işte, hepimizin diline pelesenk olan 'son dakika golü' klişesi yine gerçek oldu!