Vay be, Liverpool'a da yenilgi yakışıyormuş ha? Hani yenilmez armada, hani fırtınalar estiren Kırmızılar? Geçen hafta Crystal Palace'a karşı öyle bir çuvallamışlar ki, insan şaşırıyor! 9. dakikada Ismaila Sarr'dan yediği golle geriye düş, sonra 87'de Federico Chiesa ile bir umut ışığı yakala... Tam 'işte Liverpool farkı!' diyeceksin, hooop, 90+7'de Eddie Nketiah sahneye çıkar ve 2-1'lik skorla bu sezonki ilk lig mağlubiyetlerini tescillesin. Resmen 'durmak yok, yola devam' diyeceklerine, 'duraklama dakikalarında yatmaya devam' demişler!
Şimdi bu yenilginin şoku üstlerinden atılamamışken, Salı günü kapılarında kim var dersiniz? Tabii ki ateşli taraftarı ve sahasında kimseye pabuç bırakmayan Galatasaray! Liverpool'un kaptanı Virgil Van Dijk hemen devreye girmiş, malum o karizmatik duruşuyla 'Sakin olun gençler!' nidaları atmaya başlamış. Ama Allah için, Palace maçındaki hallerini görünce, Van Dijk'ın kendisi ne kadar sakindir, orası biraz şüpheli. Sanki kendi kendine 'Aman ya Rabbim, şimdi bu takımla Türkiye'ye nasıl gideceğiz?' diye söyleniyordur içinden.
Van Dijk efendi İngiliz basınına konuşmuş, 'Şimdiki en büyük zorluk sakin kalmak,' demiş. Hatta öyle bir itirafta bulunmuş ki, 'Bir puanı bile hak etmedik!' Ne kadar dürüst değil mi? Ama aslında diyor ki, 'Abi o kadar kötü oynadık ki, beraberlik bile bize lükstü.' Şimdi bu halleriyle bir de 'Salı günü Türkiye'de çok zorlu bir maçımız var, hazır olmalıyız' diye eklemiş. Hazır olmak mı? Vallahi o ambiyansı, o Ali Sami Yen ruhunu (evet, adını biliyoruz ama o ruh efsane) düşününce, Liverpool'u değil, kim olsa tırsar arkadaş! Bakalım Virgil'in sakinlik telkinleri işe yarayacak mı, yoksa Sarı Kırmızı fırtınada savrulacaklar mı...